ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  Peygamberin gayb 1
 

e) Hz. Peygamber, aynı zamanda “ulu’l-emr”i bulunduğu müslümanlar için ve hatta bütün Medîne ehli için son kaza (yargı) merciidir (4/64, 65, 1O5, 2/213, 5/48)


Ancak, hüküm vermede Kur’an’ı Kerîm’i esas almasına rağmen, Hz. Peygamber, davacılarca veya şahitlerce verilen ifadelerin doğru veya yanlışlığını nasıl tefrik edebiliyordu? İşte aşağıda verilen ifadeler “gaybı bilmeyen” bir peygamberin bu konudaki endişe ve uyarısını dile getiriyor:


Ben ancak bir beşerim. Siz bana bazı davalarla geliyorsunuz. Mümkündür ki bazınız (haksız olduğu halde) savunmasını (karşı taraftan) daha iyi yapabilir ve ben de duyduklarıma dayanarak (isabetsiz) bir hüküm verebilirim. Böyle bir durumda, kardeşinin hakkında kendi lehine bir şey hükmettiğim (haksız) bir kimse sakın onu almasın. Çünkü kendi lehine hükmettiğim (gerçekte) ateşten bir parçadır onun için.” [[1]]

Bu bölümü bitirirken, büyük imam ve büyük alim Ebu Hanife (r)’nin de gayb ile ilgili görüşünü verelim:

“..Kalblerde olanı ancak Allah ve Allah’ın kendisine vahyettiği bir peygamberden başka kimse bilemez. Vahiy olmadan, kalblerde bulunanı bildiğini iddia eden, Alemlerin Rabbi’nin ilmine sahip olduğunu iddia etmiş olur. Kalblerde ve hariçte, Allah’ın bildiğini kendisinin de bildiği iddiasında bulunan insan büyük bir cürüm işlemiş cehennem ve küfrü hak etmiş olur.” [[2]]


4. İstikbal Bilgisi ve Peygamber


Kur’an-ı Kerîm’de bütün peygamberlerin, kendilerinden sonraki olaylar hakkında bilgi sahibi olmadıklarına işaret eden ayetler vardır. (5/109, 116-117)

Son Peygamber Hz. Muhammed(s)’m de bu konuda bir ayrıcalığının olmadığı, yukarıda temas ettiğimiz “De ki: …Ve ben gaybı da bilmem…” (6/5O) ve “De ki:…Eğer gaybı bilseydim (daha) çok hayır elde ederdim..”(7/188) gibi ayetlerle açıklığa kavuşuyorsa da, ilave olarak iki ayet ve Resulullah (s)ın hayatından bu ayetleri te’yid eder birkaç olay vererek konuyu biraz daha netleştirmeye çahşacağız.


Birinci ayet :

“Kıyametin (ne zaman kopacağının) ilmi ancak Allah’ın katındadır. Yağmuru O yağdırır ve rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. (Her şeyi) bilen ve (her şeyden) haberi olan Allah’tır.” (Lokman 34)

Bu ayetin meali, pek cüz’i farklarla hadis olarak da rivayet olunmuştur. [[3]] Hz. Aişe (r)’den aşağıya alacağımız rivayet ise, ayet mealindeki “Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez.” hükmünün şumülü hakkında bize fikir vermektedir.


Hz. Aişe (r)’den rivayet olunan biraz uzunca hadisin konumuzla ilgili olan bölümü şöyledir:


“Üç şey var ki, kim bunları iddia ederse Allah’a en büyük iftirayı yapmış olur. (…) Ve kim, O (Hz. Peygamber) yarın ne olacağını haber vermiştir, derse Allah’a en büyük iftirayı yapmış olur, çünkü Allah “De ki: Göklerde ve yerde Allah’tan başka kimse gaybı bilmez.”(28/65) buyurmuştur.”  [[4]]

Buharî’de ise rivayetin son bölümü şöyledir:


“…Ve kim sana, O (Hz. Peygamber)yarın ne olacağını biliyordu, derse şüphesiz yalan söylemiş olur. Çünkü Allah “Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez (31/74) buyurmuştur.” (Buharî:K:65. Tefsir, Necm Suresi, B:1)


Buharî’den, ilgili bir olay daha: Bir evde toplanan ve def çalarak Bedr’de şehîd düşen yakınlarına ağıt yakan kadınların yanına Resulullah (s) girince, ağıtçı bir kadın aynı nağme ile “Ve aramızda yarını bilen bir Nebî var!”  diye ağız değiştirince Resulullah (s) şöyle buyurur: “Hayır, böyle söyleme (başka bir yerde ‘bırak onu’) önceki söyledîklerini söyle!” [[5]]


Şarih İbn Hacer, bu haberden şu sonucu çıkarmaktadır. “Hadiste, gayb ilminin yaratılmışlardan bir kimseye nisbet edilemeyeceği hükmü de var.” [[6]]

İkinci ayet:

“De ki: (Diğer) Peygamberlerden benim bir yeniliğim (farkım veya üstünlüğüm) yok. Bana ve size ne yapılacağını bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım:”   (Ahqaf 9 ) (Ayetin ilk cümlesini Razî tefsirinde zikredilen bir görüşü tercih ederek meallendirdik)


Bazı müfessirler “Bana ve size ne yapılacağını bilmem.” cümlesiyle dünyadaki geleceğin kasdedildiğini belirtirler. (Taberî-Tefsîr, ilgili ayet) Ancak bize göre, ayetin manası, Allah’ın vahiyle bildiklerinin dışında dünyadaki geleceği de, ahirettekileri de kapsamaktadır. Aşağıda vereceğimiz olay bu kanaatımızı te’yid edici niteliktedir:


İlk müslümanlardan ve ilk muhacirlerden, ifrat derecede zahidane bir hayata düşkün Hz. Osman b. Maz’ün (r), Medine’de Ummu’l-Ala isminde bir kadının evinde misafirken vefat etmiştir. Resulullah(s) techîz ve tedfininde bulunmak üzere Ummu’l-Ala’nın evine vardığında kadın şöyle haykırmaktadır: “Ey Osman, şehadet ederim ki şu anda Allah sana ikram etmektedir.” Resulullah (s) hemen müdahale eder: “Allah’ın ona ikram ettiğini nereden biliyorsun” Kadın: “Anam babam sana feda olsun ya Resulullah, peki Allah (ona etmesin de) kime ikram etsin?” Resulullah(s) buyurur: “Bakın, Osman’a (Allah’ın takdir ettiği) ölüm ulaşmıştır. Ben-şahsen- onun için hayır ümit etmekteyim. Fakat -Vallahi- ben, peygamber olduğum halde, bana ve size ne yapılacağını bilmem.”

U
mmu’l-Ala (r) ilave ediyor” “Vallahi, bu olaydan sonra hiç kimseyi asla tezkiye etmedim. (Yani ahiretteki durumu hakkında konuşmadım)”


Bu rivayet Buharî’de çeşitli yerlerde (mesela, K:91, B:27) olmak üzere birçok kaynakta yer almaktadır.

Bu konuda son olarak İmam Malik (r)’ın Muvatta’sından bir rivayet verelim: “Resulullah (s) Uhud şehitleri için ‘Bunların lehinde (Allah katında) şehadet ederim” deyince, Ebu Bekr(r) ‘Ey Allah’ın Resulu, biz de onların kardeşleri değil miyiz?’ der. Bunun üzerine Resulullah (s) buyurur: ‘Doğru,  fakat benden sonra neler yapacağınızı bilmiyorum ki” [[7]]

SON SÖZ

Kur’anî veriler ve Resulullah (s)’ın hayatından bu verileri te’yid eden olay ve rivayetlerle vardığımız sonuçları şöyle özetleyebiliriz:


1) Allah’tan başka hiçbir kimse gaybı bilemez.


2) Allah, her çeşit gayb haberlerinden dilediğini, yalnız peygamberlerine, vahyederek bildirmiştir.


3) Son Peygamber (s)’e bildirilen gayb haberleri, Kur’an’da yer almış olanlardan ibarettir.


4) Bunun dışında, “Allah gaybı, dilediğine -dilerse- bildirir” formülüyle, peygamberin dışındaki bazı kimselere de gaybın bildirildiği iddiası -nereden gelirse gelsin- batıldır.

Resulullah (s)’ın hayatına dair, Kur’an-ı Kerîm dışında bize intikal etmiş her eser (tefsîr, hadîs, sîret, tarih…) bu hususlar gözönüne alınarak okunursa ayıklanması gereken birçok rivayetlerin   mevcudiyetinin hemen farkına varılacaktır.


Geçmişte ve günümüzde, hurafe ve safsatanın menfezi olan bu zihniyetin (gaybın bilinebileceği iddiasının) sahiplerini Kur’an-ı Kerîm’i ve Resulullah(s)’ın sarîh sünnetini -basiret üzere- anlamağa davet ediyoruz.

Hikmet Zeyveli, İktibas Dergisi, Sayı: 122, Şubat 1987


                                                             DEVAMI>>>

[1] (Muvatta: K:36, B:1; Buhari:K:46, B:16 ve diğer yerler Müslim: K:3O, hadîs:4 ve 5)

[2] (İmam-ı Azım’ın Beş Eseri, Çev. Mustafa öz, İstanbul, 1981, s.29, Arapça metin., s.24)                                                       

[3] (Mesela, Buharî: K:65, Tefsir, Luqman Suresi)

[4] (Müslim: K: 1, hadis: 287)

[5] (Buharî: 64, B:12, K:67. B:48)

[6] (Fethu’l Barî, s.7, s.316, hadis: 4001)

[7] (Muvatta, K:21, B:14, hadis: 32).

 
  Bugün 145 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=