ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  MEZHEP VE MEZHEPCILIGIN
 

MEZHEP VE MEZHEPCİLİĞİN DEĞERLENDİRMESİ

Genel Çerçeve :

Önce üç noktanın altını kalın çizgilerle çizelim:

1- Mezhepleri eleştirmek; kesinlikle, "Mezhep kurucusu" dediğimiz / bildiğimiz kişileri eleştirmek değildir.

Bu kişiler - en azından- İslam'a verdikleri emek açısından saygıdeğerdirler. Vardıkları her hüküm eleştirilebilir yada taktir edilebilir. Genel kural:

Yanılan, eleştiren yada eleştirilen olabilir.

2-"Mezhep kurucusu" dediğimiz / bildiğimiz kişiler; kesinlikle "Mezhep kurmak" amacında olmamışlardır. Önlerine gelen / günün sorunlarına çözüm üretmişlerdir. Tabii ki hata yada isabet edilmiş olabilir. Yada o gün için geçerli olan çözüm, bu gün için yetersiz kalabilir.

(Bu gün varılan noktayı görebilseler... Tepkileri ne olurdu??)

3- Eleştirilen Nokta: Mezhebin; Dinin "Olmazsa olmazı" haline getirilmiş olmasıdır... Bununla da yetinmeyip "Mezhep = Din" Hatta: "Mezhep olmadan Din olmaz" noktasına gelinmesidir.   

Mezheplerin Dayanağı :

Mezheplerin Kuran'da bir dayanağı var mıdır?

(Açıklamayı sonraya bırakarak cevaplayalım) Yoktur...!

Peygambere atfedilen, "Mezheplere onay" olarak yorumlanabilecek ifadeler...?

Her şeyden önce, Kuran'la çeliştiği için uydurmadır...

Buna rağmen; toplumun büyük çoğunluğu -hatta aydınlarımız- açısından; nasıl, dinin "Olmazsa Olmazı" ve hatta: "Mezhep = Din" durumuna getirildi...?

Çeşitli oranlarda etkili olan bir çok etken sayılabilir. Fakat ana başlık: "Dinin çıkar için kullanılmasıdır"

Konuya "Tarikat Şartlanmışlığının" dışında bakılmaktadır. Mezhep sorunu üstüne, birde tarikat düğümü atılmışsa, Bu düğüm çözülmeden, mezhep konusunun ele alınmasının anlamı yoktur.

Mezhepler Gerekli midir?

Soruna değişik açılardan bakılabilir.

Akla gelen ilk sorular ve verilen klasik(?) cevaplar:

Allah'ın elçisi ve ashabının bir mezhebi var mıydı? -varsa- hangi mezheptendi?

Cevap:  Peygamberin Mezhebe ihtiyacı olur mu? Ashap da sorularını Ona sorardı

Mezheplere sonra neden ihtiyaç oldu?

Cevap: İslam Devleti büyüdü, Zaman da değişti, yeni sorunlar ortaya çıktı. Bunların çözümü için... [[1]]

Daha sonra; İçtihat kapılarını da kapattınız.

İçtihat kapıları kapandıktan(!?) sonra yaşanan değişim; O zamana kadar olanla kıyaslanamayacak kadar büyüktür. Bu sorunlar; asırlarca önce verilen hükümlerle nasıl çözümlenecek?

Bu sorunun cevabını, mezheplerin gerekli olduğunu savunanlar herhalde vereceklerdir.

Bir ilahiyatçının, herhangi bir konuda yorumunu okuyorsunuz.
Beğenmezsiniz, yada kısmen / tamamen beğenirsiniz. Alacağınız -varsa- alırsınız. Konu orada biter.

"Mezhep Kurucusu" dediğimiz / bildiğimiz kişiler de bu günkü ilahiyatçılar gibi; gündemde olan yada önlerine getirilen bir sorunun yorumunu yapmışlardır. İsabet vardır / yoktur. Ve o yorum, bu gün hala, geçerlidir / geçersizdir. Konunun gerçek boyutu bundan ibarettir.

Kuran:  "Eksik / noksan olmadığını - Detayları ile açıklandığını - Öğüt için kolaylaştırıldığını"  söylüyor mu?

Aksini söylemek; Bir anlamda -haşa- Kuran'ın yetersizliğini iddia etmektir.

Tarih boyunca, yaşamış herhangi bir alimin yorumlarından faydalanmak ayrı şeydir.

Buna rağmen aranan bir Detay bulunamadı mı?

O noktadan itibaren, Yaratanın: Ruhsat verdiği / aklınıza vicdanınıza danışarak hareket edebileceğiniz alana girdiniz demektir...

Yazının tamamını okuduktan sonra, Eğer objektif olabilirsek; "
Mezhepler Gerekli midir?" sorusunun cevabını vermek zor olmayacak...  Tabii ortaya konulan fikirlerin aksi de savunulabilir. Fakat bir fikrin / savunmanın tutarlı olabilmesi için; Önce, "Reddedilen fikirlerin tutarsızlığı" ortaya konulmalıdır.   


Dört mezhepten her biri, diğer üçünü "Hak" biliyor...?


Bu ifadenin "
Mantık açısından" bir tutarlılığı yoktur....

Bir kişinin önüne bir konu / soru / sorun geliyor. Kendince güvenilir olan belgelere / kaynaklara / nedenlere dayanarak, konu hakkında bir karara / çözüme varıyor. Daha önce -yada sonra- başka bir kişinin, aynı sorun hakkında başka bir çözüme / sonuca ulaştığını öğreniyor / görüyor... Ve O çözümü "Doğru"  buluyor...?

Bu "
Doğru Bulma" Ancak kendi bulduğu "Farklı çözümde yanıldığını kabul ederse" tutarlı olur.

Bu kural uygulanmış olsa idi zaten "Dört Mezhep" olmazdı....

"Dört hak mezhep...?"

Bu ifade: "Bunlar dışındaki mezheplerin hak olmadığı" iddiasıdır.

Bu ifade / iddia, değişik açılardan eleştirilebilir. Fakat "düşünenler için" uzatmaya gerek yok.  

Bir tek soru soralım :

Eğer bu günkü mezhebimizden başka bir mezhepten olan; Ana-Babadan doğsa idik; Yüzde kaçımız daha Hak / İyi olduğunu görerek, bu gün içinde olduğumuz mezhebe dönebilirdik...?

Ve daha acısı, Bu cümlede: "Mezhep" kelimesi yerine "Din" kelimesini koyarsak, Soru yine geçerli olur...

Ve yüzde kaçımız, Bu soruyu samimiyetle cevaplayacak medeni cesarete sahibiz...?

Ve Netice -istemesek de- "Atalarımızdan böyle gördük" mazeretine dayanacak...

Kuran'ın "Bu mazereti nasıl değerlendirdiğini" biliyoruz sanırım...

Mezheplerin "Kuran'daki İslam'a" Uygunluğu...?   

Mezheplerin; dinin "Olmazsa Olmazı"  durumunu bir tarafa bırakalım; Kurandaki İslam'a "Her yönü ile, tam olarak uydukları" iddia edilebilir mi?

--  Sahabenin hepsi adl (adalet sahibidir) aralarındaki muhalefet "İçtihat Farkından" olmaktadır. (Ehli Sünnet) (Buna göre Cemel Vakası ve Sıffin savaşı da İçtihat farkıdır.)

-- Suç işlese de İmamın ardında namaz kılınır. Zorla da başa geçse itaat edilir. İsyan suçtur. İsyan etmiş olarak ölen kafir olur. (Hanbeli) [2/s:210][2]

--- Hadis rivayet eden Sahabi meçhul olsa da bu hadis kabul edilir. Bu hadisle amel caizdir. Ravisi güvenilir kişi olmayan fakat Yalan olduğu sabit olmayan Hadiste böyledir. (Hanbeli) [1/s:210] (Kuran'la çelişiyor mu sorusuna hiç gerek yoktur(?))

Ciddi bir tarama yapıldığında, bu liste hayli kabaracaktır sanırım.
Bu görüşlerde olmayan diğer mezhepler; bunlara nasıl "Hak" diyebilir. Derse ne ölçüde tutarlı olur?

Mezhepler ve Hoşgörü :

Tarih boyunca; kendi aralarında ve mezheplerle iktidarlar arasında "Hoşgörü" ne ölçüde geçerli olmuştur? İktidarlar diğer Ekol-Mezhep taraftarlarını ezerken, desteklenen mezhep huzursuzluk - acı duymuş mudur?

Bu sorulara, "Hayır" diyen örnekler çoktur. "Evet" diyen örnekler yoktur yada çok azdır.

-- Ehli Sünnet kelamının kurucularından, Eş'ari`nin [3] Ahmet b. Hambel'e büyük saygısına rağmen; Eş'arilik, Hanbeli yanlısı İbni Teymiye tarafından şiddetle kınanmıştır.

-- Selçuklular bir ara Eş'ariliğe lanet okumuştur.

-- Abbasi Halifesi El-Mansur'un emri ile İmam Malik dövdürülmüştür. [2/s:202]

-- Şafilik mısıra girince, daha önce yayılan malikilikle çatışmıştır.

-- İmam Malik'in, Endülüste  "El-Muvatta" hadis kitabı dışındaki esreleri yakılmıştır. [1/s:204]

-- Ebu Hanife fikren Emevilere karşıdır. Emevilerin  Irak valisi Ebu Hureyre tarafından verilen görevi kabul etmediği için, bir süre hapsedilmiştir. Abbasi Halifesine biat etti. Daha sonra Abbasi zulmü aleyhine fetva verince; Bağdat kadılığı teklif(?) edildi. Kabul etmeyince hapse atıldı. Her gün 10'ar artırılan "Başına Kırbaçla vurma" cezası uygulandı. Hastalandı. Çıkınca öldü. [1/s:205-6]

-- Ebu Hanife Kıyas'a önem verdiği için, aralarında: İmam  Malik ve Ahmed bin Hambel'inde olduğu Ehli Sünnet alimleri tarafından kınandı. [2/s:206]

-- Şafiler ve Hanefiler arasında çıkan çatışmalara, Selçuklular devlet olarak katıldı. [2/s:207]

-- Abbasi Halifesi El-Me'mun; "Kuran Mahluktur" fikrini tüm alimlere zorla kabul ettirmek istemiş.(H.218) kabul etmeyen Ahmed b. Hanbel'i de zincire vurdurmuştur. Müsta'sım zamanında da hapsedilmiş ve dövülmüştür.

-- Mezhepler arasında; kız alıp vermemeden, düşmanlık boyutlarına varan husumetlere kadar, hoşgörüsüzlük somut bir olgudur. "Hoşgörü"  ise, ancak zor rastlanan bir iz olabilir.

-- Tarih boyunca; Dış güçler ve dini çıkar için kullanan iç odakların; toplumumuzu parçalayıp zayıf düşürmede kullandıkları toplumun en zayıf karnı; -tarikatlarla birlikte- mezhepler olmuştur.

Tablo kabarıktır... Ve "
Her biri diğer üçüne hak diyor"  ifadesi tutarlı değildir.


Kuran Açısından Bakarsak :

Yaratanın Kitabında istediği: "Birlik olmak... Fırkalara ayrılmamak... Parçalanmamaktır."

Bunun Aksini Savunmak, yaratana iftiradır...

Mezheplere ayrılmaksa -hangi tevili getirirseniz getirin- parçalanmaktır.

"Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; ..... [3/103"]

".....Dini dosdoğru tutun; onda bölünüp fırkalara ayrılmayın! ....[42/13"]

"Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın.Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır.  [3/105" ]

 ".... dinlerini parçalayıp fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür. [30/32]"

Yaratan Parçalanmanın Neticesini de bildiriyor:

"Firavun ... halkını fırkalara ayırdı. İçlerinden bir topluluğu güçsüz bularak ... [28/4]"

Ve Yaratan'ın Elçisi:

"Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. ..... [6/159]"

Ayetini tebliğ ettikten sonra: ".... Ümmetimin ihtilafı rahmettir" buyuracak...!?

Tabii Peygamberimize iftiramız bununla sınırlı kalmayacak. Yaratan'ın elçisi bizim mezhebi müjdeleyecek / övecek; öteki Mezhebi karalayacak...!? [2/s:212]

Sonuç: Ne yapmalı, nasıl yapmalıyız?

Önce, Röntgenimizi ortaya koycak bir soruya cevap arayalım.

İslam toplumları neden geri kalmıştır...? Ve Soruyu açalım.

1- İslam ilerlemeye engeldir?

2-  Uygulama İslam'a uygun değildir? 

Kişi: " İslam ilerlemeye engeldir " kanısında ise; ve kendini "Atalarımızdan öyle gördük" düşüncesine mahkum hissetmiyorsa;
  -varsa- "
daha ileri"
 gördüğü bir dine geçmekte tereddüt etmemelidir.
Bizim kanımız; "Kuran'daki İslam"  ilerlemeye engel değildir. Ve bilimle çelişmez. Objektif standartlarla diğer dinlerle karşılaştırıldığın da; hedefinin  "İleri ve mutlu bir toplum" olduğu görülebilir.

Ve kişi: "Uygulama  -Kuran'daki-  İslam'a uygun değildir " kanısında ise: -ki bizde bu kanıdayız-

Cevap basittir: "Kuran'daki İslam'a dönmek"

"Ne yapmalı, nasıl yapmalıyız?"  Sorusunun cevabı da aynıdır... 

Ve bu kolay cevabın tatbikatı çok güçtür... Ve anlatılması  -azından-  ayrı bir yazı konusudur.

Ancak, ana başlıkları verelim:

-- Toplum "Dini çıkar için kullanan siyasi güçleriiktidar ve iktidar ortağı yapmayacak bilinç düzeyine ulaşmış olacak. (Dini Çıkar için kullananların güçlü / büyük çabası ile, toplumun bilinç seviyesi, "eksi ivme" ile hareket etmektedir. İstenilen seviyeye ulaşmak için -iyi ihtimalle- daha uzun yıllar olduğunu tahmin etmek güç değildir.)

-- Diyanetin yerine, tamamen değişik yapıda, özerk bir kurul oluşturulacak. Bu kurulu bağlayacak tek sınır: "Kuran'daki İslam'a dönmek" olacak. Kurulun; kısa-orta-uzun vadeli hedefleri olacak.

-- Bu Plan gereğince toplum -çoğunluğu- ikna edilerek, engeller aşıla - aşıla hedefe yürünecek.

                                                              DEVAMI>>>

[1] [1]  Dört Mezhep İmamının doğumları (H.82-164) yılları arasında olduğuna göre; Fikirlerinin: (H.105-190) yıllarından itibaren yayıldığı; Hicri ikinci asırdan sonra da Mezheplerin şekillenmeye başladığı düşünülebilir. 

[2] [2] Tarih boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik. / Abdülbaki GÖLPINARLI / Der Yayınları 1997   (Aldığı kaynaklar var)

[3] (H.260-324)

 
  Bugün 43 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=