ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  Kurani anlama kilavuzu ÖNSÖZ
 

İyiliği sonsuz, ikramı bol olan Allahın adıyla...

 

BİR SORU: Hiç beklemediğiniz bir zamanda elinize çok büyük bir hazinenin  haritası geçse ve siz bu haritadaki pusulanın hazinenin yerini gösterdiğine yüzde yüz eminseniz nasıl davranırdınız ? Tek sorununuz, yüzlerce sene öncesi yazıldığı için,  haritayı hemen anlayamamanız olsa, ve haritayı çözebilmek için bir çalışma yapmanız gerekiyor olsa, acaba bu durumda ne yapardınız ?

 

BİR HİKAYE: Gazzali şöyle bir hikaye nakleder. Bir şehire ilk defa bir fil gelir. Bütün şehir halkı merakla fil`i görmeye giderler. Bu arada köyde bulunan körlerde meraklanıp filin yanına giderler.

Şehirdeki körler fili elle tanıyacaklarını zannedeler. Ellerini ona dokundururlar. Birinin eli hayvanın kulağına, diğerininki ayağına, bir başkasınınki baldırına, diğer birininki de dişlerine rast gelir. Bu körlerin hepsi bir araya gelince, filin nasıl olduğunu bunlardan sorarlar. Eli, hayvanın ayağına gelen der ki: Fil sütun gibidir. Eli hayvanın dişlerine temas eden der ki:Fil direk gibidir. Eli kulağına gelen der ki: Halı gibidir. Eli hayvanın hortumuna gelen der ki: Fil uzun bir boru gibidir.

 

BİR SONUÇ: İşte bizim elimize de Rabbimizin lütfu olarak Kur`an-ı Kerim gibi müthiş bir hazine var. Ançak, hem dünya hayatının hemde Ahiretin en büyük hazinesinin haritası olan yüce Kur`anı doğru anlamak ve faydasını görebilmek için biraz çaba sarfetmek gereklidir.

Şimdi çok nadir de olsa bazı kardeşlerimizden gelen şu soruya cevap verebiliriz:“ Kardeşim Kur`anı anlamk için ne yapalım, nasıl çalışalım ?“

Kardeşim, Kur`anı Kerimi anlamak için, onu anlamayı kendine dert edineceksin ! Geceni gündüzüne katarak arayacaksın, düşüneceksin, okuyacaksın, bu yolun yolcularını arayıp bulacaksın.!

 

Kur`anı doğru anlamaz yada anlayamaz isek  ne olur ?

O zaman yukardaki körlerin durumuna düşeriz. Ve maalesef günümüzdeki Müslümanların durumu bu hikayeye tıpatıp nasıl da uyuyor bir bakınız. Bakıyoruz her gurup kendine göre bazı ayetlere veya hadislere  tutunmuş ve kendi görüşünü din zannediyor. Kimilerine göre din demek tasavvuf demek, kimilerine göre felsefesiz bir İslam düşünülemez, kimileri ise milliyetciliği dine yamamaya çalışıyor.  Bunlar işte bizim şehrimizin körleri. Gazzali hikayesinden sonra şu yorumu yapıyor:

İnsanlar arasındaki ayrılıkların çoğu, hepsinin sözünde bir sebeple doğruluk bulunmasıdır. Fakat bazıları görmedikleri hâlde, her şeyi gördüklerini zannederler. Bunlar şehirlerine fil gelmiş olduğunu duyup, onu tanımak isteyen körler gibidirler.

Hepsi doğru söylediler ve hepsi yanıldılar! Zira her biri fili tamamen anladıklarını sandılar. Ama anlayamadılar

Biz anlamak için yola çıktık inşallah. Siz bu yolun yolcularına  bir kıvılcım verebilmek için bu bölümü hazırladık. İlk önce bu yolda yapılmış çalışmalara bir göz attık. Değerli ilim adamlarımızdan Doç. Dr. Yusuf  Işıcık`ın „Kur`anı Anlamada Temel İlkeler[1] isimli eserinden çok faydalandık. Bu değerli eserin bazı bölümlerini hiç değiştirmeden almayı uygun gördük.

Bundan başka  Süleymaniye Vakfının yayınlarından bilhassa Prof.Dr. Abdülaziz Bayındır hocamızın yazı ve görüşlerinden de faydalandık. Bazı yerlerde de kendi görüşlerimize yer verdik ve düşüncelerimizi açıkladık.

Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur. Gayret bizden, başarı Allah’tandır. 

 

Mustafa Ateş



[1] Kur`anı anlamada temel ilkeler, Doç. Dr. Yusuf Işıcık,  Esra yy. Ankara 1997


 
 
  Bugün 145 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=