ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  KURAN KORUN
 
KURAN KORUNMUŞTUR

 

41:42 O’nun (Kuran’ın)[1] önünden ve arkasından batıl gelemez. Hikmetli ve çok övülen tarafından indirilmiştir. 

Kuran, ALLAH’ın dininden başka sistemler türetmek arzulayanların önlerindeki en büyük engeldir. Bu sebeple malum güruh, Kuran’a karşı açık bir savaş ilan etmiştir. Çünkü meşruiyetlerini Kuran dışı kaynaklardan almaktaydılar. Hedeflerine hadisler ve fetvalar vasıtasıyla kestirmeden ulaşabilmekteydiler. Her duruma, her koşula uygun olarak zahmetsiz bir şekilde hadis uydurabilmekteydiler. Bu vb. birçok sebepten ötürü tekerlerine karşı en büyük çomağı sokan Kuran’a, insafsızca saldırmaktan geri durmadılar. Hemen hemen hiçbir konuda ittifak edemeyen ( Sünni’sinden – Şii’sine, Batıni’sinden – Zahiri’sine, Sufi’sinden – Selefi’sine) bu grupların, Kuran karşısındaki tutumları, ironik bir şekilde aynıdır. 

Bu zümreler, öncelikle en büyük rakipleri olan Kuran’ın korunmuşluğuna gölge düşürecek rivayetler uydurdular. Böylelikle insanların gözünde Kuran’ın değerini düşürüp bu boşluktan sızabileceklerdi. 

-          Kuran’da çok açık bir şekilde Kuran’ı toplayanın bizzat ALLAH olduğu (75:17) söylenmesine rağmen, Kuran’ı Ebubekir topladı dediler.[2] Hatta daha da kafa karıştırmak için, Osman tertip etti çelişkisini ortaya attılar. 

-          (87:6,7) ayetlerini tamamen çarpıtarak, Kuran’ın bir kısmını peygamberimizin unuttuğunu iddia ettiler. 

-          Kuran yazılı bir kaynak değil sözlü bir kaynaktır dediler. 

-          Peygamber okuma yazma bilmiyordu. Dolayısıyla onun yazıya geçirilişi ilahi değil, insanidir dediler. 

-          Kuran’daki bazı ayetler şeytan tarafından vahyedilmiştir. Ancak onlar sonra Kuran’dan çıkarılmıştır dediler.[3] 

-          Mervan, orijinal Kuran’ı yaktı dediler.  

-          Haccac, Kuran’a bin tane elif ekledi dediler. 

-          Kuran sonradan harekelendi dediler. Hatta bazı soytarılar işi iyice azıtarak, Kuran indirildiğinde pek çok Arap harfini birbirlerinden ayıran noktaların bile bulunmadığını ileri sürdüler.[4]  

-          Kuran’a, yedi kıraatte indirilmiştir diyerek birden çok, birbirinden farklı Kuran olduğunu utanmadan ileri sürdüler.[5] 

-          Bu yedi kıraatle de yetinmeyip birçok şaz kıraat adını verdikleri Kuran’lar türettiler. 

-          Kuran’daki sıralamanın ALLAH tarafından değil, sahabe tarafından oluşturulduğunu söylediler. 

-          Peygamber döneminde, parşömen çok yaygın olup, Kuran’ın ilk günden bunlar üstüne yazıldığı çok açık bir şekilde belirtilmesine rağmen (52:2,3) Kuran’ın taşlara, deve kemiklerine yazıldığını rivayet ettiler.[6] 

-          Şii’ler alelade[7], Sünni’ler ise yalnızca âlimleri ve kitapları arasında, Kuran’ın birçok kısmının değiştirildiğini, kaybolduğunu ileri sürdüler.[8] 

-          Şii’ler: Fatma Mushaf’ı,[9] Ali Kuran’ı, adında alternatif Kuranlar oluşturmaktan hayâ etmediler. Ehlibeyt suresi, Ali suresi, Fatma suresi gibi surelerin Kuran’da bulunduğunu ancak Emeviler’in çıkarttıklarını söylediler. 

-          Sünniler: 72 ayetlik Ahzab suresinin 286 ayetlik Bakara’dan daha uzun olduğunu söylediler. [10] 

-          Recm ayeti diye bir ayetin bulunduğunu ancak bu cümle, Ayşe annemizin evindeyken bir keçi tarafından yenilerek kaybolduğunu, ancak hükmünün baki kaldığını söylediler. [11] Ve Ömer’in insanlardan korkmasa bu cümleleri tekrardan Kuran’a yerleştireceğini rivayet ettiler.[12] 

-          (9:128,129) ayetlerinin sonradan eklendiğini iddia ettiler. [13] 

-          İbni Mesut’un kişisel derlemesinde Fatiha, Nas ve Felak surelerinin olmadığını söyleyerek şüphe uyandırmaya çalıştılar. [14] 

-          Ubey bin Kab’ın şahsi mushafında Kunut dualarının da Kuran suresi olarak bulunduğunu söylediler. [15] 

-          Ve bunlarla beraber birçok ayetin, kelimenin, Kuran’da bulunduğu şekilden başka bir şekilde bulunması gerektiğini rivayet ettiler. [16] 

15:9 Kuran’ı şüphesiz biz indirdik biz! Onun koruyucusu da elbette biziz. 

Tüm bu çamur atmalara ve zihin bulandırmalara karşın ALLAH’ın sözü hak olmuş ve Kuran’ın bir harfi bile zayi olmamıştır. Buna güneş gibi parlayan dört delil sunarız.  

Birinci ve en güçlü delilimiz, ALLAH’ın, Kuran’ın korunmasını bir heyete, âlimlere, ehlibeyte yahut Müslümanlara bırakmayıp, tekeline alması ve bunu açıkça Kuran’da vurgulamasıdır. (6:115; 18:27; 41:42)  

2:176 Şüphesiz ALLAH Kuran’ı hak olarak indirdi. Kitap hususunda ihtilafa düşenler, köklü bir ayrılık içerisindedirler.   

İkinci büyük kanıtımız; şu an dünyada bir milyarın üzerinde Kuran nüshası mevcuttur. Ve bu nüshalar arasında ilk günden bu güne değin tarihsel bir kırılma, kopma bulunmamaktadır. Yani elimizde her yüzyıla ait bir numune bulunmaktadır. Tüm bu milyarlarca Kuran metinlerinde önemsiz matbaa ve yazım hatalarını hesaba katmazsak, tek bir fark bile mevcut değildir.  

Üçüncü burhanımız; Kuran’ın muhtevasında, emir ve yasaklarında en küçük bir çelişkinin bile bulunmayışıdır. Eğer sonradan bir kul müdahalesi bulunmuş olsaydı, mutlaka kulun etkisi kendi sınırlarıyla çevrili olacağından sırıtacaktı.  

4:82 Kuran’ı incelemiyorlar mı? Eğer ALLAH’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı içerisinde birçok çelişki bulurlardı. 

Son beyyinemiz ise geçtiğimiz çağda keşfedilen 19 mucizesidir. Rabbimizden gelen bu işaret, kitabımızdaki her harfin, kelimenin, cümlenin ve ayetin matematiksel bir şablon üzerine indiğini ortaya koymuştur. Eğer bir harf bile çıkarılsa yahut eklenseydi bu muazzam yapı bozulacaktı. [17] 

18:27 Rabbinin kitabından sana vahyedileni oku. O’nun (Kuran’ın)[18] sözlerini değiştirebilecek kimse yoktur. O’ndan başka asla bir sığınak da bulamazsın.


 

[1] 42. ayet 41’in devamı niteliğindedir. Siyaktan da açıkça görüleceği üzere “o” zamiri tartışmasız Kuran’a atıftır.
[2] Buhari, Sahih-i Buhari, Kitabu’t tefsir Bab 15, hadis no: 199
[3] Buhari, Sahih-i Buhari, Ebvâbu Sucûdil- Kur an, hadis no:1 Salman Rüştü’nün fırtınalar koparan ve ülkemizde de Madımak katliamıyla sonuçlanan “şeytan ayetleri” fitnesinde geçmiş ulema, Aziz Nesin’den de Salman Rüştü’den de daha suçludur. Bu uydurma rivayet, pek çok müfessirin tefsirinde, İbn Sad’ın “ Tabakât ’ında, İbn Cerir’in tarihinde İbn İshâk’ın Siyer’inde, Musa bin Ukbe’nin “ Meğazi’sinde, Vahidi’nin Esbâb-ün Nüzul’unda, İbn Ebi Hâtim, İbn Munzir, Bezzâr, İbn Merdûye ve Taberâni ’nin hadis kitaplarında yer almıştır. Başka birçok kitaplarda konu olarak yer almış ve üzerinde yorumlar yapılmıştır.
[4] Arap alfabesini az çok bilenler, noktasız Arap alfabesinin, sadece anlamsız çizgilerden ibaret olduğunu çok iyi bilirler
[5] Buhari, Sahih-i Buhari, Bedi’ül halk, hadis no: 29
[6] Buhari, Sahih-i Buhari, Kitabu’t tefsir Bab 15, hadis no: 199; Buhari, kitabu’l cihad ve siyer hadis no:47
[7] El-Kafi, c.1, s. 412; Kuleyni, El-kafi, 414/1; El Kummi, 206/4; Kuleyni, El-Kafi, c.4 s.446
[8] Kütübü Sitte’nin altı kitabından olan Ebu Davut’un 29. bölümü (harfler ve kıraatler bölümü) ve Tırmizi’nin “okuyuş farklılıkları” bölümü tamamen elimizdeki mevcut Kuran’dan farklı okunması dikte edilen harflere, kelimelere ve cümlelere ayrılmıştır. Ayrıca bkz. Buhârî, Menakıb: 27; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 17; Tırmizi okuyuş farklılıkları: 7, 2939; Buhari, ashabın faziletleri 82;  Tırmizi okuyuş farklılıkları, hadis no :2930
[9] Kuleyni, El Kâfi, hadis no:630
[10] Celalettin Suyuti, El İtkan, c.2, s.32
[11] İbni Mace, Nikah 36/1944; Hanbel, Müsned, 5/131, 132, 183; 6/269
[12] Buhâri, Sahih-i Buhari, Hudut 30. 31 Tırmizi; Sünen-i Tırmizi, Hudut 7; Müslim, sahih-i Müslim, Hudut 15; İbn Mâce, Hudut 9.
[13] Buhari, sahih-i Buhari, Kitabu’t tefsir Bab 15, hadis no: 199
[14] Celalettin Suyuti, El İtkan, c.2, s.32
[15] Hanbel, Müsned
[16] Buhârî, Menakıb: 27; Müslim, Salat-ül Müsafirin: 17; Tırmizi okuyuş farklılıkları: 7, 2939; Buhari, ashabın faziletleri 82;  Tırmızi okuyuş farklılıkları, hadis no :2930; Celalettin Suyuti, El İtkan, c.2, s.32 Buhârî, Husumat: 27; Müslim, Salat-ül Müsafirin, 17;Tırmizi okuyuş farklılıkları 11- 2943; Ebu Davut, sünen Ebu Davut, Salat, 5, hadis no: 410; Tırmizi, Menakıp, 65 (3898); Hanbel, Müsned, 20257; İbni Mace, Nikah 36/1944; Hanbel, Müsned, 5/131, 132, 183; 6/269
[17] Muazzam bir işaret olan 19 mucizesini inşallah detaylı bir şekilde kaleme alacağız. Bazı şaşkınların, mucizenin aksi istikamette Kuran’ın korunmuşluğuna gölge düşürecek söylemleri kafa karıştırmasın. ALLAH ayetlerini ona gerçekten inanmayan gelenekçi ve modernistlerden uzak tutuyor sadece…
[18] Bu ayetteki “o” zamiri Kuran’a gider. ALLAH’a değil. Çünkü ayetin başında “sana vahyedilen” ibaresi vardır. Yani ayetteki mezkur Rabbin sözleri, Hz. Muhammed’e (asvs) indirilmiş olan Kuran’dır. ALLAH’ın Kuran haricindeki önceki peygamberlerimize verdiği vahiyleri / sözleri tamamen değiştirilmiş ya da kaybolmuştur. Bazı cingöz misyonerler, bu ayetlerden yola çıkarak Tevrat ve İncil’in de değiştirilmemiş olduklarını empoze ediyorlar. İkinci aşamada ise özellikle İncil’le yoğrulan modernist, çağdaş, aptal kişiyi bak Kuran İncil’le çelişiyor diyerek Kuran’dan uzaklaştırarak Hıristiyan yapıyorlar. Oysaki Kuran açıkça Tevrat’ın ve İncil’in tahrif edildiğini söyler. (2:75; 5:13) ayrıca bu iddiaları, tarihsel gerçeklerle de çelişir. Çünkü Kuran, 24 tane peygamber sayıp hepsine vahiy / kitap verildiğini belirtir. Bu peygamberlere verilmiş olan kitaplardan günümüze ulaşmış olan var mıdır? Örneğin Hz. İbrahim, Hz. Nuh, Hz. Salih... gibi peygamberlerin kitapları nerededir? Hatta Kuran her topluma bir peygamber gönderildiğini söyler. (16:36) Bu 10 binlerce peygamber ve kitap olduğu manasına gelir. Demek ki ALLAH’ın sözleri değiştirilebilir ve tahrif edilebilir, ancak Kuran bundan müstesnadır.

                                                         *************************************************

HÜKÜM YALNIZ ALLAH'INDIR

 

6:114 “ALLAH’tan başka hüküm koyucu mu arayayım? Oysa O size kitabı ayrıntılı bir şekilde indirmiştir…” 

Ayet, kinayeli bir soruyla “ALLAH’tan başka hüküm koyucu mu arayayım?” diyerek başlıyor. Ve kitabın ayrıntılı bir şekilde olduğunun da altını çizerek herhangi bir itiraza yer bırakmıyor. Ancak şakiler, bu ayete meydan okurcasına önce Kuran’ın ayrıntılı olduğunu tırpanlamışlar ve en temel “hükmün yalnız ALLAH’a ait olduğu” kaidesini bin bir alicengiz oyunlarıyla bertaraf etmişlerdir.  

Tevhit üzerine yüzeysel bir şekilde düşünen herkesin ALLAH’tan başka hüküm koyucu edinilmeyeceğini fark etmesi gerektiğini ayet içerisinde barındırıyor. Cevabı belli soruyu sorarak. Kuran; “dinin sahibi sadece ALLAH olduğuna göre, bu dinde hüküm de yalnız ona aittir” gibi herhangi bir çetrefili yanı olmayan, geri zekâ seviyesine sahip kişilerin dahi algılamakta zorluk çekmeyecekleri temel bir önerme yapıyor. Ancak bu önerme, geri ve vasat zekâ sahiplerini sürüleştirmiş olan cinlerin işlerine gelmediği için hiç de içinden çıkılmaz, karmaşık, anlaşılmaz, algılanması için yüzlerce kitap devrilmesi ve en nihayetinde “Hayır! ALLAH’ın hüküm konusunda ortakları vardır, olmalıdır.” şeklindeki bir cevaba dönüşüyor. Koro halinde utanmazca verilen bu cevabın arkasındaki etmenlere birazdan değineceğiz. Lakin nakıslığı ALLAH’ın zatına izafe edenlerin cüretine şaşmıyor değiliz.  

Aslında bu konu ALLAH’ın oğlu olup olamayacağına benzer bir tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Nasıl ki birileri ALLAH’ın oğlu olabileceğini iddia ediyorsa, bazıları da ALLAH’ın hâkimiyette ortaklar seçmiş olduğunu ya da bazılarına yetkiler verebileceğini belirtebilir. Sonuçta ağzı olanın konuştuğu bir dünyada yaşıyoruz. Fakat İslam dini, felsefik tartışmaların ötesinde üst bir referanstan doğmuştur. Eğer bu fevkimizdeki metin hesaba katılmadan konuşulacak olursa, ALLAH’ın oğlu olabileceğine dair de yüzlerce mantıksal delil getirilebilir.  

Biz Müslümanlar nezdinde itibar edilecek tek bilgi ALLAH’ın sözleridir. Mantıksal çıkarımlarımız, dogmalarımız, çevremiz, atalarımız, kişisel kanaatlerimiz ve benzerlerinin hiçbir surette ehemmiyeti yoktur. Örneğin; Kuran, ALLAH’ın oğlu meselesinde hepimizi ters köşeye yatıran bir çıkış yapar. 

43:81 De ki: “Eğer Rahman’ın bir oğlu olsaydı ona tapanların ilki ben olurdum.” 

Bu ayette çok açık bir şekilde şu vurgulanıyor; ey Müslümanlar ALLAH’ın oğlu misalinde olduğu gibi en uçuk kaçık durumlarda bile sizin tek referansınız ALLAH’ın sözleridir. Eğer ALLAH bir oğlum var demişse size düşen “olur mu böyle şey?” demek değil, işittik ve itaat ettik demektir. Velhasıl, biz Müslümanlar için ALLAH’ın bir oğlu olduğuna inanmıyorsak Kuran’da böyle yazdığı içindir. Eğer Kuran’da aksi yazıyor olsaydı biz ona iman eder ve gereğini yapardık. Hüküm konusu da böyledir. Şimdi ben hükmün yalnız ALLAH’a ait olmasına dair onlarca mantıksal ve felsefik deliller sıralayabilirim. Bu karşıt görüşe de aynı hakkı vermek anlamına gelir. Onun için her konuda olduğu gibi bu konuda da tek dayanağımız olan Kuran’a müracaat etmeliyiz. Ve hükmün kime ait olduğuna orada bakmalıyız. Bu, tartışmaları “sidik yarışı” olmaktan öte ilmi bir hüviyete sokar.  

12:40 O’nun berisinde sizin ve atalarınızın kutsadığı isimlere tapıyorsunuz. ALLAH, onlar hakkında bir kanıt indirmemiştir. Hüküm yalnız ALLAH’ındır. O kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Lakin insanların çoğu bilmezler. 

Ayrıca bkz. (2:213; 3:23; 4:105; 5:44, 45, 47, 48, 49, 50; 6:57, 62; 12:40; 13:41; 17:46; 18:26; 28:70; 28:88; 40:12; 42:10; 43:44; 60:10 ) gibi pek çok ayetinde Rabbimiz,  “din konusunda” hükmün yalnızca kendisine ait olduğunu üstüne basa basa belirtmiştir. Din konusunda parafını kitabın ilerleyen bölümlerinde detaylı bir şekilde irdeleyeceğiz. Dinle ilgili olmayan alanlarda ise insanlar kendi aralarında muayyen konularda hükümler verebilirler. Ancak mahşerde, aynen dinde olduğu gibi hüküm yalnız ALLAH’ındır. Tüm kullarını hakkıyla yargılayacak olan O’dur. (39:3; 39:46; 22:56; 22:69 27:78; 16:124; 4:141; 3:55; 2:113) 

39:3 İyi bilin halis din ALLAH’ındır. O’nun berisinde evliyalar[1] edinenler: “Onlara bizi ALLAH’a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz.” derler. ALLAH, ihtilaf ettikleri konularda aralarında hükmünü verecektir. Şüphesiz ALLAH, yalancı ve nankörlere hidayet vermez. 

Din hususunda hükmün yalnız ALLAH’a ait olduğuna kanaat getirdikten sonra; “ALLAH’ın bu hükümlerini nereden öğrenebileceğiz?” sorunsalına cevap arayabiliriz. ALLAH kitabında bu suale farklı varyasyonlarla hep Kuran’ı göstererek yanıtlamıştır. (6:114) ayetinde kitabın ayrıntılı olduğu vurgulanarak bu soru cevaplanmıştı. Gene bunun gibi pek çok ayet ALLAH’ın hükümlerini sadece onun kitabından edinebileceğimizi söyler.  

7:2 Sana indirilmiş bir kitap. Göğsünde onunla uyarmak ve müminlere mesaj olması hususunda bir sıkıntı olmasın. 

Ayrıca kitabın; apaçık, eksiksiz, evrensel, korunmuş, kılavuz, ihtilafları çözücü, hakla batılı ayırt eden, hikmetli, mübarek, çelişkisiz, hatırlatma, aydınlatıcı ve kolaylaştırılmış olduğunu herhangi bir karşı koymaya meydan bırakmayacak ölçüde mühürlediği için, kitabın tek hüküm kaynağı olduğu noktasında karşılaşılabilecek içeride ve dışarıdaki her türlü itirazın önünü önceden alır.  

3:23 Kitaptan kendilerine bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için ALLAH’ın kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı geri dönüyor. İşte onlar yüz çevirenlerdir.


                                                                        DEVAMI>>>
 

[1] Arapçada “evliya” kelimesi “veli”nin çoğuludur. Ancak dilimizde evliya kelimesi galat-ı meşhur olarak tekil addedildiğinden, bizde meşhur kullanımı yansıttık. Aynen alim-ulema, akil-ukala, fakir-fukara, tıfıl-etfal vs örneklerinde olduğu gibi.
 
  Bugün 194 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=