ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  El Cili Tanri anlayisi 1
 

Bu şekilde el-Cili âlemin Rabbi ve sahibi olduğunu, bütün varlıkların Allah, yani kendisi olduğunu ve kendi adını taşıdıklarını herkese açıkça ilan ettiğini gördünüz. Ama hâlâ anlamadık diyenler için el-Cili düşüncelerini daha çok netleştirerek şöyle devam etmektedir:

["Şüphesiz arif kişi O'nun hakikatiyle tahakkuk ederse, onun kulağı ve gözü olur. Kendisine hiçbir şey gizli olmaz. Çünkü artık göz bütün varlıkları yaratanın gözüdür. Sonra, onu mutlak olarak inkâr etmek de doğru olmaz. Çünkü o İnkâr edilince, sen inkâr edilmiş oluyorsun. Çünkü o senin örneğindir. Sen var olduğun ve sıfatlarının eserleri mevcut olduğu halde, inkâr edilmen nasıl doğru olur? Onu var saymak da doğru olmaz. Çünkü var kabul edersen, onu put edinmiş ve büyük bir ganimeti kaybetmiş olursun. Yok olan bir şeyi var saymak nasıl doğru olabilir ki? Daha doğrusu, o var olan sensin. Kendini inkâr etmek nasıl doğru olabilir?

Allah seni hay (diri), âlim (bilen), kadir (gücü yeten), murid (isteyen), semi' (işiten), basir (gören), mutekellim (konuşan) olarak kendi suretinde (kendisinin benzeri) yaratmıştır. Bu gerçeklerin hiçbirini kendinden yok edemezsin. Çünkü o, seni kendi suretinde yaratmış, sıfatlarıyla donatmış ve isimleriyle adlandırmıştır. O diridir, sen de dirisin. O bilendir, sen de bilensin. O isteyendir, sen de isteyensin. O kadirdir, sen de kadirsin. O işitendir, sen de işitensin. O görendir, sen de görensin. O konuşandır, sen de konuşansın, O zattır, sen de zatsın. O toplayandır, sen de toplayansın. O vardır, sen de varsın. O rabdır, sen de rabsın. Çünkü hepiniz çoban (yönetici)sınız ve hepiniz güttükleriniz (yönettikleriniz)den sorumlusunuz. O kadimdir, sen de kadimsin. Çünkü onun bilgisinde sen mevcutsun. Bilgisi de var olduğundan beri onunla beraberdir. Böylece, görünüş olarak onun sahip olduğu bütün şeyler sana verilmiş, senin de sahip olduğun bütün şeyler ona verilmiştir. Ama o büyüklük ve izzet sahibi olurken, sen zillet ve acizlik sahibi oldun. Başta birinizin diğerine benzemesi doğru olduğu gibi, burada da benzerliğin olmaması doğrudur" ][[1]]

"O Rabdir, sen de Rabsin" sözlerini sanırım okuma yazma bilen bütün vatandaşlar anlamaktadır. İsyan şehveti kudurmuş olan el-Cili'nin bütün pislik ve kötülüğüyle Allah'ın varlığının aynısı olduğunu, bütün sapıklık ve küfrü ile İblisin Allah'ın kendisi ve her müsemmanın aynısı olduğu için âlemdeki bütün varlıkların isminin Allah'ın ismi olduğunu, her varlık Allah'ın kendisi olduğu için bütün varlıkların sıfatlarının Allah'ın sıfatı olduğunu nasıl söylediğini herhalde görüyorsunuz!

Bütün bunlar veya bunlardan sadece bir tanesi acaba neyi ifade ediyor? Bütün bunlar el-Cili'nin görüşlerinin İslamdışılığını göstermiyor mu?  El-Cili "el İnsanu'l-Kâmil" adlı kitabında başta insan olmak üzere bütün varlıkların Allah, Allah'ın da bütün varlıklar olduğunu anlatmaya çalışmıyor mu? Kitabını okuyanlar, bu açıklamaları bol bol görürler.

El-Cili, İslam dışı düşüncelerini tasavvuf maskesi altında müslümanlara sunmaya devam ederek şöyle demektedir:

["Görmüyor musun, Muhammed, eş-Şibli suretinde görününce, Şibli yanındaki öğrencisine 'Şehadet ederim ki, ben Allah'ın rasulüyüm' dedi. Öğrenci keşf sahibi olduğu için Muhammed'i tanıdı ve Şibli'ye 'Senin Allah'ın rasulü olduğuna şehadet ederim' dedi. Bu inkâr edilmez bir şeydir"] [[2]].

["Rasulullah'ın bütün suretlerde görünme özelliği vardır. Onun için bütün suretlerde görünür. Her zaman da şanlarını yüceltmek ve eğriliklerini düzeltmek için onların (suretinde göründüğü kişilerin) en mükemmel olanının suretinde görünmeye devam etmesi adetidir. Zahirde onlar onun halifeleridir, batında ise kendisi onların hakikatidir"][[3]].

["Allah Muhammed'in nefsini zatından yarattı. Allah'ın zatı iki zıddı taşımaktadır. Daha önce açıklandığı gibi, yüce melekleri Muhammed'in cemal, nur ve hidayet sıfatlarından yarattı. İblis ve tâbilerini de Muhammed'in celal, karanlık ve dalalet sıfatlarından yarattı".

İblis'in adı Azazil idi. Yaratıklar yaratılmadan önce Allah'a şu kadar bin sene ibadet etmişti. Allah ona "Ey Azazil! Benden başkasına ibadet etme" demişti. Allah Adem'i yaratıp meleklerin ona secde etmelerini emredince, İblis ne yapacağını şaşırdı. Adem'e secde edecek olursa Allah'dan başkasına ibadet etmiş olacağını sandı. Oysa, Allah'ın emriyle secde eden kişinin Allah'a secde etmiş olacağını bilmedi"] [[4]].

Böyle bir savunma aklınıza gelebilir miydi? İblis'in aklına gelmeyen bir savunmayı el-Cili'nin onun adına ve ondan daha İblisçe yaptığını görüyorsunuz. İblis "Ben ondan üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın" [[5]] derken, el-Cili, İblis'i suçsuz ve günahsız çıkarmak için ondan daha çok çaba sarfetmekte, "Allah'dan başka bir şeye ibadet etme" emrine aykırı düşmemek için Adem'e secde etmediğini söyleyerek İblis'i savunmaya çalışmaktadır. Allah için düşünün, bu kitaplar cahiliyye müşriklerinin inancından başka hangi inancı müslümanlara telkin etmektedir!

["Cehennem ehli, cehennemden öyle zevk alır ki, savaşmak için yaratılmış olan kişilerin savaş ve çarpışmadan duydukları zevke benzer. İnsanlardan öylelerini gördük ki, acı çektiklerini bile bile savaş ve çarpışmadan zevk almaktadırlar. Ancak nefiste saklı bulunan rububiyet, onları buna sevk etmektedir. Cehennem ehli, uyuz olmuş kişinin kaşınırken aldığı zevk gibi cehennemden zevk alır. Uyuz kişi vücudunu kaşırken, kendini tırmalamasına rağmen nasıl bundan zevk alıyorsa, cehennem ehli de öyle zevk alır"][[6]].

["Allah, Muhammedi kemâlinden yaratıp celâl ve cemâline mazhar yapınca, Muhammed'deki bütün hakikatleri kendi isim ve sıfatlarından yarattı. Sonra Muhammed'in nefsini kendi nefsinden yarattı. Bir şeyin nefsi de kendisinden başka bir şey değildir"][[7]].

["Allah bu dinlerde isim ve sıfatlarının hakikatlerini izhar etti [[8]]. Bu dinlerin hepsinde zâtı ile tecelli etti. Bütün zümreler ona ibadet ettiler. Kafirler onun zâtına ibadet ettiler. Çünkü yüce Allah bütün âlemin varlığının hakikati (kendisi)dir. Kâfirler de o varlığın cümlesinden olup, Allah onların hakikati olduğu için (başka) Rablerinin olmasını reddettiler. Çünkü Allah onların hakikatidir" [[9]]. Allah, mutlak Rab olup, kendisinin Rabbi yoktur. Zatları iktiza ettiği için ona ibadet ettiler ki, Allah zatlarının aynısıdır. Onlardan pullara tapanlar da, hulul ve karışma olmaksızın, kemâliyle varlığın her ferdinin zerrelerinde bulunan Allah'a tapmış oldular.

Allah putperestlerin taptığı o putların hakikati olmuştur. Putlara ibadet edenler ancak Allah'a ibadet etmişlerdir.

Bu ibadet için Allah onların niyet ve bilgilerine muhtaç değildir[[10]]. Uzun müddet bu gizli kalsa bile, gerçekleşmekte olduğu gibi, mutlaka açığa çıkacaktır.

Nefislerinde Hakka uymalarının sırrı budur. Çünkü kalpleri hayrın bu işte olduğunu kendilerine söylemiştir. Böylece inançları bu işin hakikati üzerine kurulmuştur. Zaten Allah, kulunun kendisini zannettiği gibidir. Nitekim Rasulullah "Müftüler sana fetva verseler bile, sen kalbine danış" demiştir"][[11]].


[1] Abdulkerim el-Cili, el-İnsanu'l-Kamil, 1/9, Kahire, 1316 h. [Not : Oysa Allah ile yaratıklar arasındaki isim ve sıfat benzerliği, soyut isim benzerliğinden öteye geçmez. Allah'ın İsim ve sıfatları Allah'a göredir, yaratıkların isim ve sıfatları da yaratıklara göredir. İkisi anısında organik hiçbir bağ ve benzerlik yoktur. Mesela, görme sıfatını ele alalım. Allah'ın görmesi vardır, bizim görmemize benzemez. Görmesi Allah'a göre olup yaratıkların görmesine benzemez. Yaratıkların görmesi gözün varlığına, sağlamlığına, ışığın bulunmasına ve başka şartlara bağlı iken, yüce Allah'ın görmesi için böyle şartlar söz konusu değildir. Nitekim görme özelliği sadece insanda değil, bütün canlılarda vardır. Yine, Allah'ın konuşması vardır. Konuşması için insanlar gibi dile harflere, ses tellerine ve havaya ihtiyacı yoktur ve konuşması başka varlıkların konuşmasına benzemez. Sayılan bütün sıfatlar ve özellikler insanda da, başka canlılarda da mevcuttur. İsim benzerliğinden dolayı diğer varlıkların Allah'ın benzeri olduğunu söylemek nasıl mümkün değilse, insanın O'na yahut O'nun insana benzediğini söylemek de mümkün değildir.

Allah'ın isim ve sıfatları sonsuzluk ve mükemmellik özelliğine sahip iken, yaratıkların isim ve sıfatları eksiklik ve fani olma özelliğine sahiptir. İnsanın hayatta sorumluluk yüklenebilmesi için işlevini yapabilecek bazı niteliklerle donatıldığı gibi, diğer bütün varlıklar için de aynı şey söz konusudur. İsim ve sıfatlardaki benzerliğe bakarak insan ile Allah arasında benzerliğin olduğunu söylemek, Allah'ın izniyle hastaları iyileştirmesi ve ölüleri diriltmesine bakarak kimi hristiyanların Hz. İsa'ya uluhiyet sıfatını vermesine benzer ki, insana tanrılık sıfatlarını vermek olur, bu da küfürdür.]

 

[2] Abdulkerim el-Cili. el-İnsanu'l-Kâmil, 2/46

[3] Abdulkerim el-Cili, el-İnsanu'l-Kâmil, 2/46

[4] Abdulkerim el-Cili, a.g.e. 1/38

[5] Araf, 12; Sad, 76

[6] Abdulkerim el-Cili, a.g.e. 2/33

 

[7] Abdulkerim el-Cili. a.g.e. 2/37

[8] Bu dinler dediği hak ve batıl bütün dinlerdir

[9] Kendi zatları Allah'ın kendisi olduğu için ayrıca bir rabbın olmasını kabul etmediler.

[10] Onların bunu bilerek ve niyet ederek yapıp yapmamaları önemli değildir.

[11] Abdulkerim el-Cili, a.g.e., 2/76

 

 
  Bugün 144 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=