ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  Egemenlik Kurmak
 

Gaybi Bilgilere Yaslanarak Egemenlik Kurmak

Adnan Adıgüzel

GİRİŞ

Gaybi bilgilere sahip olmak insan için gerçekten en büyük fazilettir. Risalet müessesesinin kutsallığı ve rasullerin üstünlüğü onlara Allah tarafından bu bilgiden bir parça verilmiş olmasında aranmalıdır. Yine bu bilgilere inanma ve bu bilgilere göre yaşaması da, mü'min insanı diğer insanlardan daha üstün konuma getirir:

"Elif, lam, mim. işte o kitap kendisinde hiç şüphe yoktur; muttakiler için yol göstericidir. Onlar ki gaybe inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler. .." (2/Bakara, 1-3)

"Onlar ki gıyaben (görmedikleri halde) Rablerinden korkarlar..." (21/Enbiya, 49) [[1]]

Gaybi bilginin sağladığı söz konusu avantajın gücü çok iyi bilindiği için, din adına konuşan bir çok kimse bu bilgiye ulaştıklarını ifade etmişlerdir. Hatta bazıları -doğrudan peygamber olduklarını söylemeseler de,-  peygamberleri bile aşan bir tutumla her istedikleri an bu bilgiyi aldıklarını söyleyerek insanlar üzerinde hakimiyetlerini perçinlemişlerdir.

Çevremizde her an insanların kalbini okuyan, istikbalde olacaklar hakkında çeşitli iddialarda bulunan, kilometrelerce mesafedeki mekanları gören ve oradakilerine konuşan, uzaklardaki kimselerin dertlerinden haberdar olarak onlara çareler üreten, kıyamet saatini bile haber verebilen kimselerin varlığından bahsedildiğine sık sık şahit olabilmekteyiz. Biz bunlara inanmaktan Allah'a sığınırız. Ancak tüm bu iddialarla varılmak istenilen asıl hedefin, insanlar üzerinde kesin, tartışmasız hakimiyetler oluşturulmak istendiğine dikkat çekmek istiyoruz. Ve sonuçta da bu tür insanlar, kendilerine tabi olan kişiler veya kitleler üzerinde bu hedeflerine ulaşmışlardır.

 

Bu gaybi bilgi anahtarlarını -haşa- elinde bulunduran kişiler, bağlılarınca yanılmayan, tartışılamayan, her şeyi bilenler olarak kabul görmüşlerdir. Yine bu kutsal kişiler(!) hakkında konuşulurken Allah'tan korkarcasına kalpleri titreyenler vardır. Oysa Allah'ın elçileri bile bu konumlarda değillerdir. Rasuller gayb haberlerine sahip olan kişiler olarak ve de haklı olarak saygıya layıktırlar. Ama onlar gaybi haberleri diledikleri an, diledikleri kadar elde etme gücüne sahip değildirler. Çünkü:

Gaybın anahtarları O'nun yanındadır. Onları O'ndan başka kimse bilemez. O, karada ve denizde olan her şeyi bilir..." (6/Enam, 59)

Şimdi gaybın Kur'an'da nasıl kullanıldığını ve bu konuda insanların ve Allah'ın konumunun ne olduğunu incelemeye çalışalım.

1. GAYBIN TARİFİ

Gayb; insana gizli kalan, görülmeyen, görülmesine, sezilmesine imkan olmayan ifadeleriyle açıklanmaya çalışılır. Ahberî Kebir'de; „her nesne ki senin huzurunda olmaya“ diye tarif edilir. Ve Arapça olarak „Küllü mâğabe anke fe huve ğaybun“ [Huzurunda olmayan her şey gaybdir] cümlesiyle tarif tamamlanır.

Bu açıklamalardan gaybın, insanın gözleri ve diğer duyu organlarıyla farkedemediği şeyler olduğu anlaşılır. Kur'an-ı Kerim'de de gayb kelimesi bu anlamlarda kullanılmıştır. Meselâ, kadının, eşinin görmediği yerde namusunu koruması gaybi korumak olarak ifade edilmiştir:

"Onun için iyi kadınlar itaatkar olup, Allah'ın kendilerini korumasına karşılık kendileri de gaybi korurlar..." (4/Nisa, 34)

Allah'ın iyi kulları için vaadettiği cennetin görülmemesinden dolayı gıyaben vaadedildiği bildirilir (19/Meryem, 61). Yani bize vaadedilen cenneti biz görmüyor ve hissedemiyoruz.

Bu konuda başka bir örnek de Yusuf (a) kıssasında geçer. Yusuf'un kurtulması arafesinde Aziz'in karısı itirafını şöyle tamamlar:

(Gerçeği söyledim ki Yusuf) benim kendisine gıyabında ihanet etmediğimi ve hainlerin tuzağını Allah'ın başarıya ulaştırmayacağını bilsin. (12/Yusuf, 52) [[2]]

 
                                                                    DEVAMI>>>

[1] Ayrıca bkz.: 5/Maide, 94;35/Fatır, 18; 36/Yasin.11; 50/Kaf,33.

[2] Yusuf Suresi'nin 12. ayeti genellikte Yusuf (a)'ın sözleri olarak anlaşıImıştır. Fakat ayetin siyak ve sibakı göz önüne alındığında bu sözlerin Aziz'in kârısına asıl olduğu görülecekti. Bilhassa 53. ayet bu manayı desteklemektedir Elmalı H. Yazırda 52. ayetin Yusuf (a)'a olmadığını vurgulamıştır. Bkz.; M. H. Yazır, Hak Dini K uf an Dili. c. IV. s. 2672. Ayrıca Süleyman Ateş mealinin son baskısında bu meali tercih etmişin. Ayrıca bkz: Yüce Kuran'ın Çağdaş Tefsiri, c. IV, s. 400.

 
  Bugün 194 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=