ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  ELBİSE İLE İLGİLİ HÜKÜMLER
 
ELBİSE İLE İLGİLİ HÜKÜMLER


Burada konu, Hanefî, Şafiî, ve Mâlikî mezheplerine göre incele­necektir.


HANEFİ MEZHEBİNDE ELBİSE

Hanefi mezhebine göre, elbise ile ilgili hükümler beş kısma ayrı­labilir:

1. Giyinilmesi farz olan elbiseler: Bunlar avret yerlerini kapatan, vücudu sıcağın ve soğuğun doğuracağı zararlardan koruyan elbise­lerdir. Çünkü avret yerlerinin kapalı olması farzdır. Bir de insan vü­cudu, sıcağa ve soğuğa tahammül edemez. Vücudun elbise ile ko­runması gerekir. Bu, aynen hayatı devam ettirecek kadar yeme ve içme gibi farzdır.

Elbisenin pamuk veya ketenden olması daha iyidir. Çünkü bu, insanı kibirden daha kolay uzaklaştırır. Kendini aşağı görmemesi için elbisesi kötü olmamalı kibirlenmemesi için de pek lüks olma­malıdır. Çünkü, Rasûlullah sallallahü aleyhi ve sellem şöhretin iki çeşidini de yasaklamıştır: Bunlardan birisi, güzellikte en iyi olmak; diğeri de en kötü ve pejmürde olmaktır. İşlerin en iyisi orta seviyede olanıdır.

2. Müstehap olan elbise: Zaruret miktarından fazla olup, süslen­mek ve Allah’ın nimetini göstermek için giyilen elbisedir. Bilhassa, ilim adamları ve itibarlı kişilerin böyle giyinmeleri iyi olur. Peygam­ber sallallahü aleyhi ve sellem, şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ, verdiği nimetlerin eserinin kulu üzerinde görülmesini sever.”

3. Mübah olan elbise: Bu, güzel görünmek için giyilen elbisedir. Eğer, kibirlenme düşüncesi yoksa, Cuma ve Bayram günleri ile top­lantılarda böyle elbiseler giyilebilir. Çünkü, Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem bazen 1.000 dirhem kıymetinde bir rida ile çıkar, ba­zen de 4.000 dirhem kıymetinde bir rida ile namaza dururdu.[
[1]] imam Ebu Hanife de 400 dirhem kıymetinde rida giyinir ve öğrenci­lerine şöyle derdi: “Memleketinize gittiğinizde en güzel elbiseler gi­yininiz.” İmam Serahsî, her zaman kullanılmış elbiseler giyinirdi. Muhtaçları üzmemek için böyle yapardı.Kınye isimli kitapta yazıldı­ğına göre İmam Nehaî[[2]] evinden güzel elbiseler içinde çıkardı. Onun arkadaşları derlerdi ki, biz çok iyi biliyoruz ki, o, ölü hayvanın etini yemesi caiz olacak derecede fakirdir.

4. Mekruh olan elbise: Bu, kişiye kibir ve gurur veren elbisedir. Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Mikdad b. Ma’di Kerib’e şöyle buyurmuştur: “Seni kibre sokmayacak ölçüde ye, iç ve giyin.”

5. Haram olan elbise: Erkekler için hakiki ipekten elbise giymek haramdır. Çünkü Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem ipek ve atlas giyinmeyi yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: “Onu nasipsiz olan gi­yer.” Yani ahiretten nasibi olmayanlar giyer, demektir. Sonra bir başka hadisle kadınların ipek giyinmelerine müsaade etmiştir. Hz. Ali’nin de içlerinde bulunduğu bir grup sahabî (Allah onlardan razı olsun) şunu rivayet etmişlerdir: “Peygamber sallallahü aleyhi ve sel­lem bir eline ipeği, bir eline de altını almış olarak yanımıza geldi ve şöyle buyurdu: “Bu iki şey ümmetimin erkeklerine haram, kadınla­rına helaldir.” Bir başka rivayette de, “Kadınlarına helaldir, ancak az olması halinde erkeklerine bağışlanmıştır.” şeklindedir.

Bu sebeple, bir işaret gibi, dört parmak genişliğinde olan bir ipek parçasının erkekler tarafından kullanılması caiz görülmüştür. İpeğin yastık ve döşek yüzü olarak kullanılması caizdir.

Çözgüsü ibrişimden ve atkısı[
[3]] başka maddelerden dokunmuş olan bir kumaşı erkekler giyinebilirler. Fakat çözgüsü başka madde­den, atkısı ibrişimden yapılmış olan bir kumaşın, yani atlasın sadece harp esnasında giyilmesi caizdir; başka zaman giyilemez. Bu görüş it­tifakla kabul edilmiştir; çünkü, harp sırasında böyle bir kumaşın bir nevi zırh görevi göreceği ve kişiyi düşmana karşı heybetli göstereceği için bunda zaruret vardır.

Çözgüsü ile atkısının tamamı ibrişimden olan saf ipek kumaşla­rın darü’l-harb’de ve savaş esnasında giyilmesi hususunda ihtilaf edilmiştir. İmam Ebu hanife’ye göre saf ipek kumaşın, darü’l-harb’de erkekler tarafından giyilmesi mekruhtur. Çünkü erkeklerin ipek kumaş giyemiyeceği konusundaki nasslar bir kayda tabi tutulmamış­tır. Savaş sırasındaki zaruret ise atlas (dışı ipek, içi başka maddeden) kumaş ile giderilir.

İmam Ebu Yusuf ve Muhammed (rahimehümallah)’a göre harp esnasında hem ipek, hem de atlas giyilebilir. Çünkü, Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem’in harp esnasında ipek ve atlas giymeye müsaade ettiği rivayet olunmaktadır. Ayrıca buna ihtiyaç ta vardır. Bir de saf ipek, silah darbelerine karşı vücudu daha iyi korur ve par­lak olduğu için kişiyi düşmana daha heybetli gösterir.


Elbise ile ilgili diğer hükümler:

1- Renkler: Elbisenin beyaz veya siyah renkte olması müstahap­tır. Çünkü Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyur­muştur:

“Allah Teâlâ beyaz elbiselileri sever; zira cenneti beyaz olarak ya­ratmıştır.”

Rivayete göre Peygamber sallallahü aleyhi ve sellem Mekke’nin fethi günü siyah cübbe giymiş ve siyah sarık takınmıştı.

Elbisenin mavi olmasının da bir sakıncası yoktur.

Bazı kitaplarda yeşil giymenin sünnet olduğu belirtilmiştir.

Erkeklerin elbiseleri kırmızı ve sarı renkli olmamalıdır. Çünkü Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem’in bu konuda bir yasağı­nın olduğu rivayet edilmiştir. Kırmızı elbisenin giyilebileceği yo­lunda görüşler de vardır. Buradaki yasağın bir kerâhet-i tenzihiyye olduğu anlaşılmaktadır.

Kadın elbiselerine renk sınırlaması yoktur.

2- Başa sarılan sarığın bir ucunu, sırta aşağı bir karış uzunlu­ğunda sarkıtmak sünnettir. Çünkü Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem böyle yapardı. Sarığın bir ucunun sırtın orta kısmına, hatta oturak yerine kadar uzatılmasının sünnet olacağı yolunda görüşler vardır. Sarığı yeniden sarmak isteyen onu çıkarıp yere koyamaz, ol­duğu gibi geriye doğru açar ve baş üzerinde tekrar sarar.

3- Her çeşit kürk giyilebilir. Bunun yabani veya diğer hayvanların tabaklanmış derilerinden yapılmış olmasının bir farkı yoktur.[
[4]]
 

[1] Şemsüddin es-Serahsî, a.g.e., C. X, s.150.

[2] Dirhem, Peygamber sallallhü aleyhi ve sellem zamanında ve daha sonra dolaşımda bulunan gümüşten basılmış para biriminin adıdır. Peygamberimiz devrinde birbirineden farklı üç ayrı dirhem vardı. Hz. Ömer (r. a.) devrinde kabul edilen İslam dirheminin yaklaşık ağırlığı 2.975 gr.’dır.Değeri ise 0.425 gr. altına eşittir. Bu altın genellikle 22 ayardır. O zaman yaklaşık olarak 5 dirheme bir koyun alınabilmekteydi. (Bkz. Abdülaziz BAYINDIR, «Paranın Değer Kaybetmesiyle Ortaya Çıkan Problemler ve İslam Hukukuna Göre Çözüm Yolları», İslam Açısından Enflasyon ve Çözüm Yolları s.17 vd. İstanbul 1983).

[3] İbrahim en-Nehaî, Ebu İmran b. Yezid b. Kays: Kadim ulema ve fukahadandır. Kûfe’lidir. Aslen Yemen’deki Nehaî kabilesine mensuptur. Hz. Aişe validemizle karşılaşmıştır. Sikadır, ancak hadis rivayetinde çok kere irsalde bulunurmuş. H. 96 yılında elli yaşında olduğu halde vefat etmiştir. (Ömer Nasuhi BİLMEN, Hukuk-ı İslamiyye Kamusu I/439).

[4] Çözgü: Dokumacılıkta, boyda kullanılan ipliktir.

   Atkı: Dokumacılıkta, enden atılan ipliktir.
   İbrişim: Bükülmüş ipek ipliğidir.

 
  Bugün 144 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=