ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  CERH VE TADİL
 
CERH VE TADİL

Aslında bu ilimler, raviler, tenkitler, cerh ve tadillerin tamamı göz boyamak ve halkı gütmek için uydurulmuştur. Meczupların haricinde kimse bu kurallara tabi olmamıştır. İyi niyetle tabi olmak istese bile şu günün bilgisayar koşullarıyla dahi bu işi başarabilmesi için, bin sene ve 10 bin asistana ihtiyacı vardır. Nitekim bu kurallar, yalnızca işlerine gelmeyen hadisleri uçurmak için kullanılır. Onun haricindeki hadislere kimse herhangi bir cerh tadil[1] uygulamayı aklından bile geçirmez.  

Geçenlerde, hadislerin “ümmete açtığı zararlar” konusunda “orta yolcu” bir din adamıyla sohbet ediyordum. Hadisler hususunda benden daha sert endişeler yaşayan bu zat, tartışmanın ilerleyen safhasında bana; “Geçmiş ulema hadis usulünde öyle ince kıstaslar koymuştur ki bu süzgeçten istendiği zaman tek bir hadis bile geçemez. Dolayısıyla biz, avam kesimin şiddetli tenkitlerini üzerimize çekmemek için hadislere kökten savaş açmak yerine akideyle uyuşmayan hadisleri içerden cerh ve tadile tutarak uydurma olduklarını ilan ederiz. Böylelikle hem daha etkili oluruz hem de halkı dine ısındıran hadisleri kaybetmeyiz. Hikmete de uyan budur.” gibilerinden günümüz Türkiye’sinde temcit pilavı gibi önümüze sunulan kişiliksizliğin propagandasını yaptı. Bu iddia, ALLAH’tan değil de kullardan korkanlara çok cazip gelse de, hem soruna neşter vurmak adına yetersiz, hem de hükmün sadece ALLAH’a ait olduğu düsturuyla çelişik olduğundan geçersizdir.  

Gerçekten de vakıa aynen hoca müsveddesinin vurguladığı gibidir. İşimize gelmeyen tüm hadisleri yeni bir kural bile getirmeden, yalnızca klasik hadis usulünü uyarlayarak uydurma olarak damgalamamız içten bile değildir. Örneğin; dillerimize pelesenk olmuş popüler hadislerin bile tamamına yakınının senet zincirinde; muallâklıklar, kopukluklar, metruk, zındık ve güvenilmez şahıslar olduğunu görmemiz zor değildir. Konusunda uzman hadisçi, halkın hoşuna gidecek terimlerle de süsleyeceği yazı ve söylevlerinde kolaylıkla her hadisi uçurabilir. Rical kitapları bu tarz ravilerle doludur. Gene her hadisi kutsallaştırılmış bir âlimin gölgesine sığınarak reddetmek mümkündür. Çünkü her dönemde çağın ve statünün koşullarına göre isim yapmış âlimler pek çok muhtelif hadisi uydurma kabul etmişlerdir.  

Bu gerçeği şimdi bir örnekle gözlemleyelim: Seyyid Rıza Hüseyinneseb[2] adındaki bir Şii âlimin, nasıl Sünnilerin en baba ve en güçlü hadisini hem de tamamen Sünni kaynaklarından ve Sünni usule göre uçurduğuna bakalım. Bu örneği görünce, bu işin bir ilizyon olduğunu ve dilenirse tek bir hadis bile işin yordamıyla bırakılmayacağını göreceksiniz:  

"Ve Sünnetim" Metninin Senedi 

"Ehlibeyt'im" lafzı yerine "sünnetim" lafzının yer aldığı rivayet, senedinin zayıf olmasının yanında, Emevîlerin uşakları tarafından uydurulduğu ortada olan uydurulmuş bir hadistir. 

1- Hâkim Nişaburî el-Mûstedrek adlı kitabında aşağıdaki senetle mezkûr metni nakletmiştir:İsmail b. Ebî Üveys, Ebî Ûveys'ten, o Sevr b. Zeyd ed-Deylemî den, o İkrime'den, o da İbn-i Abbas'tan nakleder:  

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Şüphesiz ben sizin aranızda iki değerli şey bırakmış bulunuyorum. Onlara sarıldığınız müddetçe asla sapmazsınız: Allah'ın kitabı ve Peygamberi'nin sünneti." [3] 

Bu metnin senedinin afeti, senedin başında yer alan baba ve oğuldur. Bu iki kişi, İsmail b. Ebî Üveys ile Ebu Üveys'dir. Bu baba ve oğlun güvenilir oldukları söylenmediği gibi yalan söylemek ve hadis uydurmakla da suçlanmışlardır. Bu İkisi Hakkında Rical Âlimlerinin Söyledikleri Hafız Mezzî, Tehzib'ul Kemal adlı kitabında İsmail ve babası hakkında rical ilminin araştırmacılarından şöyle nakletmektedir: "Yahya b. Muin (ki rical ilminin büyük âlimlerindendir) şöyle diyor: 'Ebu Üveys ve oğlu zayıftırlar.' Yine Yahya b. Muin'den şöyle dediği nakledilmiştir: 'Bu iki kişi, hadis çalarlar.' Yine İbn-i Muin, Ebu Üveys'in oğlu hakkında, 'Ona güvenilmez.' demiştir." "Nesaî, oğul hakkında, 'O zayıftır ve güvenilir değildir.' demiştir. Ebu'l-Kasım Lalekaî şöyle demiştir: Nesaî onun aleyhinde çok şey söylemiştir ve hadisinin terk edilmesi gerektiğini ifade etmiştir."  

"Rical âlimlerinden olan İbni Adiy şöyle demiştir: İbn-i Ebî Üveys, dayısı Malik'ten hiç kimsenin kabul etmediği ilginç hadisler rivayet etmiştir.” [4] İbn-i Hacer, Feth'ul-Barî adlı eserinin önsözünde şöyle demiştir: "Nesaî'nin kendisi hakkındaki cerhinden dolayı İbn-i Ebî Üveys'in hadisine asla itibar edilmez."[5] Hafız Seyyid Ahmed b. Sıddık, "Feth'ul-Melik'il-A-liyy" adlı kitabında, Seleme b. Şeyb'den şöyle nakletmektedir: "İsmail b. Ebî Üveys'ten şöyle dediğini işittim: Medine ehli bir konuda iki gruba ayrılınca, ben hadis uyduruyorum." [6] Buna göre oğul (İsmail b. Ebî Üveys) hadis uydurmakla suçlanmıştır. Nitekim İbn-i Muin, onun yalancı olduğunu söylemişti. Bundan da öte, onun naklettiği hadisler Sahih-i Müslim, Tirmizî ve diğer sahih kitapların hiçbirinde nakledilmemiştir. Baba (Ebu Üveys) hakkında ise Ebu Hatem Râzî'nin el-Cerhu ve't-Ta'dil adlı kitabında söylemiş olduğu şu söz yeterlidir: "Onun naklettiği hadis yazılır, ama delil ve hüccet olarak kabul edilmez. Hadisi sağlam ve güçlü değildir." [7] 

Yine Ebu Hatem, İbn-i Muin'den, Ebu Üveys'in güvenilir olmadığını nakletmiştir. Dolayısıyla, senedinde bu iki kişinin bulunduğu rivayet ("ve sünnetim" hadisi) sahih değildir. Kaldı ki bu rivayet, sahih ve sabit olan öteki hadisle muhalefet içindedir. 

Dikkat edilmesi gereken bir konu da, bu hadisi nakleden Hâkim Nişaburî'nin, hadisin zayıflığını itiraf etmiş olmasıdır. Bu yüzden hadisin senedini düzeltmeye kalkışmamıştır. Sadece içeriğinin sıhhati hususunda bir şahit zikretmiştir ki, o şahit de senet açısından zayıftır ve itibar edilecek gibi değildir. Bu açıdan hadisi güçlendireceği yerde onu daha da zayıf kılmaktadır. 

Şimdi, Hâkim Nişaburî'nin zayıf şahidine bir bakalım: 

"Ve Sünnetim" Hadisinin İkinci Senedi 

Hâkim Nişaburî, aşağıda zikredilecek olan senetle, merfu olarak Ebu Hureyre'den şöyle nakletmektedir: "Şüphesiz ben sizin aranızda öyle iki şey bırakmışım ki, onlardan sonra asla sapmazsınız: Allah'ın kitabını ve sünnetimi. Bu ikisi, havuzda yanıma gelinceye kadar asla birbirinden ayrılmazlar." [8] Bu metni Hâkim şu senetle nakletmiştir: 

Zabbî (Dabbî), Salih b. Musa et-Talhî'den, o Abdulaziz b. Refî'den, o Ebu Salih'ten, o da Ebu Hûreyre'den. Bu hadis de, önceki hadis gibi uydurma bir hadistir. Hadisin senedinde Salih b. Musa et-Talhî yer almış ki, rical âlimlerinin büyükleri onun hakkında hiç de iyi şeyler söylememişler. Yahya b. Muin onun hakkında şöyle diyor: "Salih b. Musa, güvenilir birisi değildir." 

Ebu Hatem Râzî şöyle diyor: "Onun hadisi zayıf ve münkerdir. O birçok münker (yadsınan) hadisi güvenilir kimselerden nakleder." Nesaî şöyle diyor: "Onun hadisi yazılmaz." Başka bir yerde ise şöyle diyor: "Onun hadisi terk edilmiştir." [9] İbn-i Hacer, Tehzib'ut-Tehzib adlı kitabında şöyle yazıyor: "İbn-i Hibban der ki: 'Salih b. Musa, güvenilir kimselere öyle sözler isnat eder ki, asla onların sözlerine benzemez.' Sonunda da şöyle der: 'Onun hadisi hüccet değildir.' Ebu Nuaym de, 'Onun hadisi terk edilmiştir. Sürekli münker hadis nakleder.' der."[10] 

Yine İbn-i Hacer, et-Takrib adlı kitabında şöyle di-yor: "Onun hadisi terk edilmiştir." [11] Zehebî el-Kaşif adlı kitabında şöyle diyor: "Onun hadisi zayıftır (sağlam değildir)."[12] Yine Zehebî, Mizan'ul-İtidal adlı eserinde söz konusu hadisi ondan nakletmiş ve şöyle demiştir: "Bu hadis, onun münker (yadsınan) hadislerindendir." [13] 

"Ve Sünnetim" Hadisinin Üçüncü Senedi 

İbn-i Abdulbirr, et-Temhid [14]  adlı kitabında, bu metni aşağıda zikredilen senetle nakletmiştir: Abdurrahman b. Yahya, Ahmed b. Said'den, o Muhammed b. İbrahim ed-Dubeylî'den, o Ali b. Zeyd el-Feraizî'den, o el-Huneynî'den, o Kesir b. Abdullah b. Amr b. Avf'dan, o babasından, o da dedesinden. İmam Şafiî, Kesir b. Abdullah hakkında şöyle diyor: "O yalanın temellerinden biridir." [15] 

Ebu Davud şöyle diyor: "O yalancılardan biridir. [16] İbn-i Hibban şöyle diyor: "Abdullah b. Kesir, babasından ve dedesinden temelden yalan olan bir hadis mecmuası nakletmektedir. O mecmuadan ve Abdullah'-tan hadis nakletmek haramdır. Ancak şaşkınlığı ifade etme veya eleştirme amacıyla olursa, o başka.” [17] 

Nesaî ve Darekutnî şöyle diyorlar: "O'nun hadisi terk edilmiştir." İmam Ahmed şöyle diyor: "O, hadisleri yadsınan ve itimat edilmeyecek bir şahıstır." İbn-i Muin de aynı görüştedir. Ne ilginçtir ki İbn-i Hacer, et-Takrib adlı kitabında onun hakkında sadece, "zayıftır" cümlesiyle yetinmiş ve onu yalancılıkla itham eden kimseleri aşırılıkla suçlamıştır. Oysa rical ilminin önde gelenleri, onu yalancılık ve uydurmacılıkla itham etmişlerdir. Hatta Zehebî, "Onun hadisi zayıf ve temelsizdir." demiştir. 

Senetsiz Nakil 

Malik, el-Muvatta adlı kitabında bu metni senetsiz olarak ve mürsel bir şekilde nakletmiştir. Bilindiği üzere böyle bir hadis hiçbir değer taşımamaktadır. [18] [19] [20] 

Her şey ayan beyan ortaya çıkmıştır sanırım. Biz sayfalardır dilimizi döksek de bu örnek yeter anlaşılan. Çünkü adam, Sünnilerin dört farklı kanal ve üç ayrı senetten gelen en güçlü hadisini tamamen Sünni rical ve hadis kitaplarına bağlı kalıp, Sünni hadis usulüne [21] göre yerle bir etmiştir. Molla bu gayretiyle dilerse sahih tek bir Sünni hadisi bırakmaz. Daha şimdiden 5 raviyi yaraladı. Yaralamak ne kelime param parça etti. Onların kanalından en az 100 hadis gelmiştir. Hepsi de uçtu gitti gördüğünüz gibi. Bu misalden Şiilerin, Sünnileri yendiğini sanmayın. Azimli bir Sünni din adamı da eğer çabalarsa, tamamen Şii hadis usulüne göre istediği her hadisi aynen bu duruma düşürebilir. İleride de göreceğiniz üzere Şii hadisleri Sünnilerinkinden beş dikiş fazla kusurludur.  

Madem her dileyen dilediği hadisi uçurabiliyor, ben de şevke geldim. Podyuma çıkma zamanıdır. Öyleyse hadis tünelinde kısa bir yolculuk yapalım. Çarpıcılığı ortaya koymak adına senetteki ara kablolara değil direkt fişe yoğunlaşalım. Damardan gireceğim yani. Öyle uyuz ravilerle uğraşmayacağım. Uzun ve pek çok yerinde kontaklar yapan kablo yerine yalnızca fişin prize girdiği yerlere bakmamız bile bizlere pek çok done verecektir. Yukarıda görüldüğü gibi prize en çok giren fiş olan Ebu Hureyre ilk dakikadan gitti. Kab el Ahbar’ı hem Hz. Ömer hem de Ebuzer dövmüştür. Fasıklıkla suçlamıştır.[22] Kab’ın tüm hadisleri çöpe. Rical kitaplarında fitne hadiselerinde rol oynayan tüm kişiler zalim kabul edilmiştir. Bu kuralı uygularsak, Cemel ve Sıffin savaşına katılmış Hz. Ali karşıtı herkes fitnede rol oynamıştır. En başta Ayşe annemiz olmak üzere, bu kamptaki herkesin söylediği hadisleri yaralayabiliriz. Ali’nin haklı olduğunu nerden çıkarıyorsun diyorsanız, o zaman Ali kampındaki herkesin kanalından gelen hadisleri çöpe attık. 

Buhari, 600 bin hadisi cerh ederken her hadis için gusül aldığını ve iki rekât namaz kıldıktan sonra operasyon yaptığını belirtiyor. Gene Sahih’inde bir hadis bulabilmek için eşeğiyle dünyanın bir ucundan bir ucuna seyahat ettiğini pazarlıyor. Biz seyahati çıkaralım. Buhari’nin laptopu olduğunu ve hadisleri msn’den aldığını kabul edelim. Evinde duş ve doğalgazı olduğunu varsayalım. Guslün bu şartlarda bile en az soyunup kurulanıp giyinmeyle beraber yarım saat olduğunu hesaba katarsak, Buhari hiç evden çıkmayıp hiç bir iş yapmadan hayatını gusül almaya adamış olsa bile 600 bin guslü en az 55 yılda alabilir. Günde 30 kez gusül abdesti aldığı gibi astronomik bir rakamı kabul ettik. Oysaki Buhari aynı kitabında sahihini 16 yılda derlediğini belirtmektedir. Bu durumda Buhari’nin de yalancı olduğu ortaya çıkar. O zaman Buhari’den ve onun öğrencileri vasıtasıyla gelen hiçbir hadise güvenemeyiz.  

Gördüğünüz gibi herhangi bir akademik (!) gayret bile göstermeden hadislerin çoğunu yuvarladık. Buna günümüz orta yolcularının taktiği olan metin tenkidini de dâhil edersek elde avuçta hiçbir şey kalmaz. Çünkü hadislerin tamamına yakını, ya Kuran’la, ya akıl ve mantıkla ya da birbirleriyle çelişmektedir. 

Ebu Hureyre şöyle demiştir: Resûlullah şöyle buyurdu: "Namaz için nida edildiği zaman, şeytan, ezanı işitmemek için zart zurt ederek osura osura kaçar... [23]


 

[1] Cerh: Yara demektir. Hadis ilminde isnat zincirindeki bir raviyi belirli sebeplerden ötürü kusurlu ilan edip hadisi güvenilmez saymaktır. Tadil ise ravinin adaletine hükmetmektir. Ehli Sünnete göre; 114 bin sahabenin tamamının adil kabul edildiğini aklımızdan çıkarmayalım.
[2] Seyyid Rıza Hüseyinneseb, Cevaplıyoruz, Kevser yayıncılık, çev. Muhammed mücahidi, s. 107-111
[3] Hâkim, el-Mûstedrek, c.1, s.93.
[4] Hafız Mezzî, Tehzib'ul-Kemal, c.3, s.127
[5] İbn-i Hacer Askalanî, Feth'ul-Barî'nin Önsözü, s.391, Dar'ul-Marife basımı.
[6] Hafız Seyyid Ahmed, Feth'ul-Melik'il-Aliyy, s.15
[7] Ebu Hatem Razî, el-Cerh-u ve't-Ta'dil, c.5, s.92.
[8] Hâkim, el-Müstedrek, c.1, s.93
[9] Hafız Mezzî, Tehzib'ul-Kemal, c.13, s.96
[10] İbn-i Hacer, Tehzib'ut-Tehzib, c.4, s.255
[11] İbn-i Hacer, et-Takrib, tercüme, no: 2891
[12] Zehebî, el-Kaşif, tercüme, no: 2411
[13] Zehebî, Mizan'ul-İ'tidal, c.2, s.302
[14] et-Temhid, c.24, s.331
[15] İbn-i Hacer, Tehzib'ut-Tehzip, c.8, s.367, Dar'ul-Fikr basımı,Tehzib'ul-Kemal, c.24, s.138
[16] Age.
[17] İbn-i Hibban, el-Mecruhin, c.2, s.221
[18] Malik, el-Muvatta', s.889, hadis: 3
[19] Keşke birisinin bu arkadaşa, Malik’in bizim kübik putumuzun dört köşesinden birisi olduğunu hatırlatsa. Senetli ya da senetsiz Muvatta’dan yapılan alıntıların bizim mahallede ne etki bıraktığını görse.
[20] Molla hazretleri bizim taşımızla bizim kuşu vuruyor. Doğrudur Sünni usulde, peygambere kadar senedi uzanmayan metnin hiçbir değeri yoktur. Yanlış üzerine bina edilmiş bir doğrudur bu. Ancak bu eleman kendi mahallesi hakkında yalan söylemektedir. Çünkü Şii hadislerinin çok büyük bir kısmı peygambere kadar uzanan bir senede sahip değildir. İsnat zinciri bir imama ulaşmışsa doğru kabul edilir. Peygamberden 250 yıl sonra yaşamış Hasan el Askeri’den bile bu tarz senetsiz hadisler nakletmişlerdir. Eğer bu zat, bu söyleminde samimiyse, yapması gereken zinciri doğrudan peygambere kadar ulaşmayan tüm şia hadislerini hiçbir ilmi değer taşımayan söz mecmuaları olarak ilan etmesidir. Rafıziye bak! Elin şeyiyle gerdeğe giriyor. Sen bu kuralı önce kendi hadislerine uygula.
[21] Şii hadis usulüne göre bu hadis kaale bile alınmaz. Çünkü senet metinlerindekilerin tamamı Şii değildir.
[22] Zehebi, Tarihu’l-İslam, c.6, s. 32-34; . Mahmud Şakir, Hz. Âdem'den Bugüne İslam Tarihi, c.3, s.99-121.
[23] Buhari, sahih-i Buhari, ezan, hadis no:6; Müslim, sahih-i Müslim, hadis no: 389

                                                                     DEVAMI>>>

                                                                                 
         
 
  Bugün 145 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=