ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  Al birini
 
Al birini vur ötekine!
 
 
Biri, “Doğru İslam, ilmihallerde anlatılan İslam’dır” diyerek, hidayetin kaynağı olarak Allah'ın Kitabı yerine ilmihal kitaplarını adres gösterecek derecede gelenekçi; diğeri ise, “Başörtüsü dinin emri değildir, örftür”, “Takvimlerin olduğu bu çağda ezana gerek yoktur” gibi cümleleri sarf edecek derecede modernist...


 

Şükrü Hüseyinoğlu / İslamveHayat

Mehmed Şevket Eygi ile Yaşar Nuri Öztürk arasında patlak veren ve halen karşılıklı salvolarla süren kavgayı biliyor olmalısınız.

Bir partinin kapalı devre yayın organı olmasına rağmen Hasan Ünal ve Afet Ilgaz gibi radikal ulusalcılara köşe tahsis eden, son dönemde gelenekçilik ve ümmetçilik-ulusalcılık karışımı bir yayın politikası izlemekte olan Milli Gazete’de yazmakta olan Mehmed Şevket Eygi’nin, “devlet gazetesi” olarak nitelenen ve İslam düşmanlığının medyadaki amiral gemisi konumunda bulunan Hürriyet gazetesinin internet sayfasında yazmaya başlayan Yaşar Nuri Öztürk’e yönelik bir açık mektubu ile başlayan kavga, karşılıklı itham ve hatta hakaretler eşliğinde sürmekte.

Bir cümlede özetlemek gerekirse; Eygi, Öztürk’ü  modernist olmakla ve sünnetsiz bir din peydahlamaya kalkışmakla itham ediyor, Öztürk ise Eygi’yi, geleneği ve Emevi adetlerini din olarak savunmakla ve hurafe pazarlayıp ulema tapıcılığı yapmakla suçluyor.

Elhak, her ikisi de doğru söylüyor! Diyeceksiniz ki, “Nasreddin Hoca öldü, sen mi aldın yerini! Bir tartışmada her iki taraf da doğru söyler mi? Öyle olsa tartışmaya ne hacet!”

Belki yine kızacaksınız fakat şayet böyle diyeniniz varsa a o da doğru söylüyor! Lakin şu var ki, birbirleri hakkındaki tesbitler noktasında bazı doğruları ifade etmeleri, ne Eygi’yi, ne de Öztürk’ü haklı ve doğru yol üzerinde kılıyor. Haklılık ve doğruluk söz konusu olduğunda her ikisi de sınıfta kalıyor.

Yaşar Nuri Öztürk’ün, bir önceki seçimlerde, bu coğrafyada İslam düşmanlığının odağı konumundaki bir partiden aday olup milletvekili seçilmesini ve yine İslam düşmanlığının medyadaki kalesi bir gazetede yazmasını, ayrıca yakın zamanda eşini Şahane adlı sekreteriyle aldatmış olmasınıı filan konu edinecek değilim!

Mehmed Şevket Eygi’ye gelince; onun da soğuk savaş döneminde üstelik İslam adına Amerikanizm taraftarlığı yapmış olmasını, Amerikan emperyalizminin 6. filosunun muhafızlığına soyunmasını ve daha birkaç yıl önce Yeni Şafak gazetesine verdiği bir mülakatta “ehven-i şer” adına geçmişteki bu büyük suçu savunmuş olmasını, yazılarında modernizmi eleştirip ardından “tesettür defilesi” adı verilen modernist ifsad tertiplerini, “estetik” demagojisi yaparak savunmasını gündem edecek değilim!

Burada belirtmek istediğim asıl husus, birbirlerini yanlış yolda olmakla suçlayıp doğru din anlayışına davet eden her iki zatın da birbirlerini davet ettikleri “doğru din anlayışı”ndan uzak oluşlarıdır.

Biri, “Doğru İslam, ilmihallerde anlatılan İslam’dır” diyerek, hidayetin kaynağı olarak Allah’ın Kitabı yerine insanların yazdığı ilmihal kitaplarını adres gösterecek derecede gelenekçi; diğeri ise, “Başörtüsü dinin emri değildir, örftür”, “Takvimlerin olduğu bu çağda ezana gerek yoktur” gibi cümleleri sarf edecek derecede modernist olan iki zattan bahsediyoruz.

Birinin temel kaynağı ilmihaller, diğerininki ise “çağdaş yaşam” kriterleri. Biri, “doğru din anlayışı”nın kaynağı Kur’an’a ilmihallerin penceresinden bakmakta, diğeri ise “çağdaş kriterler”in penceresinden.

Her ikisinin durduğu yerde de Kur’an belirleyici (özne) değil, belirlenen (nesne) durumundadır. Biri, ilmihallerdeki bilgiler Kur’an’la çeliştiğinde ilmihalin söylediğinden vaz geçmek yerine Kur’an’ı tevile yönelen bir anlayışın temsilcisi, diğeri ise “çağdaş kriterler” adına Kur’an hükümlerini eğip bükmeyi meslek edinmiş pervasız bir modernist.

Kısacası; al birini vur ötekine!

 
  Bugün 145 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=