ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  7- KUR’AN’IN ALLAH’IN ELÇİSİ TARAFINDAN AÇIKLANMASI
 

7- KUR’AN’IN ALLAH’IN ELÇİSİ TARAFINDAN AÇIKLANMASI


Kur`anı okurken onda sosyal, kültürel, politik, ekonomik vs. problemlerle ilgili ayrıntılı kanun ve düzenlemelere rastlayamayız. Hatta gündelik hayatımızda çok önem verdiğimiz namaz ve zekatla bile ilgili ayrıntılı düzenlemeler olmadığını görünce şaşkınlığa düşebiliriz.

 

Bu nedenle Kur`anın bazı hükümleri içermediği veya eksik bırakıldığı zannına kapılmaya başlarız. Bu yanlış anlamanın nedeni, bizim Allah'ın sadece kitap göndermekle kalmayıp, Onun öğretilerini pratikte uygulayarak sunan bir Resul gönderdiği gerçeğini gözden uzak tutmamızdır.

 

Bilindigi gibi Kur´an birçok emirleri, ibadetleri ve yasakları konu alan bir kitaptır. Fakat bunlar hakkındada ayrıntılara girmemektedir. Bu ayrıntıları bilmeksizin, bir müslümanın ne namaz kılması , ne zekat vermesi, nede haccetmesi ve nede diğer ibadetleri yerine getirmesi ve haramlardan hakkıyla sakınması imkansızdır.

Bunları ve Kuranı açıklama yetkisi yine Kur`anda Peygamberimize verilmiştir. Şöyleki:

 

بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

(Senden önceki peygamberlei) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye. (16 - Nahl 44)

 

Başka bir ayette:

 

هُوَ الَّذِي بَعَثَ فِي الْأُمِّيِّينَ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُو عَلَيْهِمْ آيَاتِهِ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمْ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَإِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler. (62 - Cuma 2)

 

Bir âyet de şöyledir:

Ey inananlar! Sizin için; Allah'a ve ahiret gününe umut bağlayan ve Allah'ı çok anan (Allah’ın kitabını çok okuyan) herkes için Allah’ın Elçisi’nde güzel bir örnek vardır.
(Ahzab 33/21)

Allah’ın Elçisi’nin söz ve davranışları, Kur’an’ı anlama ve açıklama açısından büyük öneme sahiptir. Çünkü Elçi, yanlış bir açıklama yapamaz. Allah Teâlâ şöyle buyurur:


Eğer o Elçi bize karşı bir takım sözler uydursaydı,
Onu en güçlü yerinden yakalardık,
sonra da şah damarını koparırdık,
Artık sizden hiçbiri bunun önüne geçemezdi
. (el-Hakka 69/44-52)

 

Kur´anın kendi kendisini açıklayan fonksiyonundan hemen sonra, İslamda ilk Kur`an müfessiri olarak akla Peygamberimiz (s.a.v) gelir. Hatta Kur´anın Kur´anla tefsirinide aslında onun tebliğatından bir cüz olarak görmek lazımdır.

 

Ancak, Kur`anı anlamada Sünnetin yerinin Allahın Kitabından sonra geldiğini, yani bir tefsir kaynağı olarak sünnetin ikinci sırada yer aldıgını unutmamak lazımdır. Niçin :[1]

 

-         Sübut bakımından Allahın Kitabi kat´i, sünnet ise zannidir. Zanni´ni kat´iye önceliği düşünülemez.

 

-         Sünnetin asıl fonksiyonu, Kur`anı açıklamaktır.Açıklayan ancak, açıklayacağı ana metinden sonra dikkate alınır.  Kur`ana ek hükümler getirmesi durumunda bile, bunların Kuranda bulunmadığını anlamak için yine önce Kur`ana bakmak gerekir.

 

 

-         Tefsir kaynağı olarak sünnetin ikinci sırada olması gerektiğine dair Kur`anda ve sünnette de deliller vardır. Kur´an müminlere   Allah´a ve Rasülüne itaat ediniz“ diyerek Rasüle itaati , tabii ve zorunlu olarak ikinci sırada saymış , sünnettede aynı işaret edilmiştir. ( Tirmizi, ahkam 3)

 

Ibni Teymiyyeninde belirttigi gibi ,tefsirde en güzel metod, öncelikle Kur`anın Kuran`la tefsiridir. Çünkü Kur´an bir yerde mücmel(kapalı) bıraktıgını, başka bir yerde tefsir eder, ve bir yerde kısa geçtigini başka bir yerde genişletir. Kur´anın kuranla tefsiri mümkün olmazsa sünnete başvurulmalıdır. Çünkü  Sünnet,  Kur´anı şerh ve izah eder.[2]

 

Bu konuyada kısaca birkaç örnek verelim:

 

ÖRNEK 1    Kadınlara dokunmak

 

يَاأَيّهَاُ الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَقْرَبُوا الصَّلَاةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَى حَتَّى تَعْلَمُوا مَا تَقُولُونَ وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّى تَغْتَسِلُوا وَإِنْ كُنتُمْ مَرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاءَ أَحَدٌ مِنْكُمْ مِنْ الْغَائِطِ أَوْ لَامَسْتُمْ النِّسَاءَ فَلَمْ تَجِدُوا مَاءً فَتَيَمَّمُوا صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُوا بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا

1-Ey İnananlar! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar, cünübken, yolcu olan müstesna gusledene kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz yahut biriniz ayak yolundan gelmişseniz veya kadınlara yaklaşmışsanız ve bu durumlarda su bulamamışsanız tertemiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinize ve ellerinize sürün. Allah affeder ve bağışlar. (4-Nisa 43)

 

Bu ayetin zahirinden, kadınlara dokunmanın abdesti bozduğu manası anlaşılıyor. Nitekim imam Şafii ve bazı alimlerin mezhebi budur. Ancak , ayetteki „dokunma“ anlamına gelen „mülamese-lems“ in el ile dokunma olmayıp , cinsel temas manasında olduğu , bu konudaki hadislerden ve Hz. Peygamberin uygulamalarından anlaşılmaktadır.

 

  DEVAMI»»



[1] Kur`anı anlamada temel ilkeler, Doç. Dr. Yusuf Işıcık,  Esra yy. Ankara 1997

[2] (ibni teymiyye, mukaddime 93)

 
  Bugün 132 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=