ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  5-MÜŞKİL-ÜL KUR´AN MESELESİ devam
 

e-Manada işkal-anlam çelişkisi

Aslında Müşkil-ül Kur`an konusunun en önemli noktasını, Kur`an ayetlerinin birbirleriyle veya birtakım kesin vakıalarla –görünürdeki­- var olan çelişki ve tearuz konusunu inceleyen bu bölüm oluşturur.

Şunu belirtmek gerekir ki, çelişkili gözüken ayetler, hiçbir zaman peşpeşe gelmemekte, bilakis ayrı ayrı yerlerde ve surelerde varid olmsktadır. Bundan şunu anlıyoruz ki, ortada bir çelişkiden çok bir konu ve mesele farklılığı vardır.

Manada işkalin belli başlı sebepleri ve giderme yolaarını şöylece özetleyebiliriz:

 

  1. Yer ve zaman farklılığı

Bazı ayetlerin , aynı konuda farklı bilgiler verdiği Kur`anı Kerimde çokça varittir. Bunun nedeni, bir hadisenin, farklı  zaman ve mekanlardaki ayrı ayrı durumlarına temas edilmiş olmasıdır. Burada bir çelişki sözkonusu olamz, çünkü yer ve zaman ayrı olduğunda konu farklılaşır.

ÖRNEK

1-“İşte bugün onlar konuşmazlar. Kendilerine izin verilmez ki mazaret ileri sürsünler !” (Mürselat 35-36)

2-“Onlar kıyamet günü Rabbinizin  huzurunda birbirleriyle tartışırlar.”(Zümer 31)

Birinci alette, kafirlerin kıyamet günü birbirleriyle konuşamayacakları ve onlara konuşma izninin verilmeyeceği anlatılırken, ikinci alette bunun aksi ifade ediliyor. Çünkü birinci ayet, dirilişten sonra yaratıkların ilk toplandıkları yerdeki durumlarını, ikinci ayet ise uzun bir süre sonra onların hesaba çekilirken birbirleriyle tartıştıklarını anlatır.

 

  1. Konu farklılığı

Kur`anda, aynı tabarin  farklı yerlerde birbirleriyle çelişecek tarzda geldiği görülür. Bunlar incelendiğinde konuların farklı faklı olduğu, dolayısıyla herbiriyle başka bir mananın kasdedildiği görülür.

 

ÖRNEK 1

1-“Mü`min erkeklerle mü`min kadınlar, birbirlerinin velileridir.”  (9 Tevbe 71)

2-“İman edip  de hicret etmeyenlerle sizin herhangi bir velayetiniz yoktur.” (8 Enfal 72)

                           

Birinci alette sözkonusu edilen velayet dini, ikinci alette ise mali(mirasla ilgili) ve siyasidir, dolayısıyla her iki alette konu ayrı olduğu için hükümlerde ayrıdır.

ÖRNEK 2

1-“(Ey İblis), şüphesiz senin, kullarım üzerinde herhangi bir güç ve otoriten yoktur !”

(15 Hicr 42)

2-“Musa adama bir yumruk vurup ölümüne sebep oldu ve dedi ki:”Bu şeytanın yaptırdığı bir şeydir.” (28 Kasas 15)

 

Birinci ayette şeytanın, Allah`ın gerçek kulları üzerinde herhangi bir etkisi ve yaptırma gücünün olmayacağı anlatılırken, ikinci de hemde bir peygamberin adam öldürmesine sebep olduğu belirtiliyor. Burada zahiren bir çelişki vardır. Ancak, birinci ayette, şeytanın, Allah`ın halis kullarını şirke düşürme konusunda güç ve otoritesinin olmadığı anlatılmaktadır. Yani orada konu, şirk ve benzeri itikadi sapmalardır. Nitekim bu husus, diğer Kur`an ayetlerinin ortak beyanıdır. İkinci ayette ise konu, İblis`in sebep olabildiği ameli ve fiili hatalardır.[1]

 

  1. Durum farklılığı

Kur`an bazen, tek bir şeyi, farklı asıllara bağlar ve onu çeşitli şekillerde tanımlar. Bunun da nedeni, o şeyin muhtelif hal ve aşamalarını belirtmek içindir.

 

ÖRNEK

Kur`an bazen Adem`in topraktan[2], bazen çamur`dan[3], bazen çamurdan sızan gömük/cıvık çamurdan[4], bazan rengi ve kokusu değişmiş, yıllanıp ekşimiş kara balçıktan[5], bazen yapışkan balçıktan[6], bazen de tın tın öten pişmiş saksıdan[7]yaratıldığını söyler.

Bunlar, anlaşılacağı üzere, topraktan yaratılmağa başlanan ilk insanın geçirdiğ hilkat merhaleleri ve yaradılış aşamalarıdır. Yani yaratılma aşamasında toprağın uğradıği değişimi ve şekilleri anlatır.

 

  1. Takdim ve tehir farklılığı

Kur`anın her şeyden önce amaci insanı irşaddır. Bu nedenle önceki ümmetlerle ilgili kıssalarda ve evrenin yaratılış olaylarında, kronolojik sıraya göre gerçeklesen olaylar, zaman zaman takdim tehirli olarak da verilir. Bundan dolayı, hakikatte önce cereyan etmiş olan kimi hadiseler, sonra cereyan etmiş gibi zannedilir.

 

ÖRNEK

 

De ki: 'Gerçekten siz mi yeri iki günde yaratanı inkâr ediyor ve O'na birtakım eşler kılıyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir.'

Orada (yerde) onun üstünde sarsılmaz dağlar var etti, onda bereketler yarattı ve isteyip-arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde takdir etti.

Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: 'İsteyerek veya istemeyerek gelin.' İkisi de: 'İsteyerek (İtaat ederek) geldik' dediler. (Fussilet 9-11)

 

Bu ayetler, yeryüzünün gökyüzünden önce yaratıldığını gösterir. Vakıa da böyledir. Ancak Naziat suresinde farklı bir anlatımla karşılaşıriz:

 

Sizi yaratmak mı daha güç, yoksa gökyüzünü yaratmak mı, ki onu Allah bina etti, Onu yükseltti, düzene koydu , Gecesini kararttı, gündüzünü ağarttı. Ondan sonra da yerküreyi döşedi, Yerden suyunu ve otlağını çıkardı, Dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi. (Naziat 27-32)

 

Bu ayetler görünürde, yukardakinin aksine, yeryüzün gökyüzünden sonra yaratıldığına delalet ettmektedir. Ancak burada, göğün inşa edilip tavanının yükseltilmesinden sonra yer ile ilgili olarak yapılan işlerde bir incelik vardır; oda yer yüzünün yoktan yaratıldığı değil, yaratılmış olan yerin, üzerinde yaşanılır hale getirilmesi için döşenmesidir.

Yani önce yeryüzü yaratılmış, sonra gökyüzü yaratılmış, daha sonrada yeryüzü yaşanılır hale gelecek şekilde döşenmiştir.

 


[1] Malati, Ebu-l Hüseyn Muhammed b. Ahmed el-Malati, et-Tenbih ve`r Red ala Ehli`l Ehvai ve`l Bidai (M.Zahid el-Kevseri nşr.) Bagdad 1968

[2] Ali Imran 59, Fatır 11, gibi

[3] Araf 12, Secde 7, Enam 2 gibi

[4] Mu`minun 12

[5] Hicr 26, 28, 33

[6] Saffat 11

[7] Rahman 14, Hicr 28, 33

 
  Bugün 130 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=