ANASAYFA

FORUM

HABERLER

ZİYARETCİLER

SORULARINIZ

KİTAP

EFENDİMİZ

NAMAZ

HİKMETLİ KİTAP

FİLİMLER


   
  Tevhid Nesli geliyor....
  33.1. Faizin Çevresinde Koruma Çemberi
 

33.1. Faizin Çevresinde Koruma Çemberi

Allah’ın Elçisi altın, gümüş, arpa, buğday, hurma ve tuzun bazı satış şekillerini de faizli işlem saymıştır. Ebû Saîd el-Hûdrî'nin (r.a.) bildirdiğine göre o, şöyle demiştir: "Altına karşılık al­tın, gümüşe karşılık gümüş, buğdaya karşılık buğday, arpaya karşılık arpa, hurmaya karşılık hurma ve tuza karşılık tuz, misli misline ve peşin olur. Kim artırır ya da fazlasını isterse faize girmiş olur. Bu konuda alan da ve­ren de birdir[1].” Bir malın kendi cinsiyle değişimi daha çok ödünçte olur. İnsanlar ödünce alım satım görüntüsü vererek faiz yasağını delebileceklerinden Allah’ın Elçisi’nin altı mal ile ilgili sözleri faizin etrafında bir koruma çemberi oluşturmuştur. Çünkü o malların tamamı, ödünç verilebilir mallardır.

Hadislerin kapadığı faiz kapılarını ve oluşturduğu koruma çemberlerini görmeye çalışalım.

 

33.1.1. Altı Malı Kendi Cinsiyle Peşin Değişme

Altın, gümüş, buğday, arpa, tuz ve hurmayı kendi cin­siyle değiştirir­ken değişimin peşin olması şart koşul­muştur. Buna göre 10 altını, vadeli 11 altına satmak, faizli işlemdir. Bu çok önemlidir; çünkü buna satış denseydi, faizli ödünçler satış şek­linde verilmeye başlanırdı. Bu durumda 100 lirayı daha sonra veri­lecek 110 liraya karşılık ödünç vermek faiz; ama onu vadeli 110 li­raya karşılık satmak ticari işlem sayılırdı.

 

33.1.2. Altı Malı Kendi Cinsiyle Eşit Değişme

Hadis, altı malı kendi cinsiyle peşin değişirken miktarların eşit olmasını şart koşmuştur. Buna göre 10 Âdet Reşat altını verip pe­şin 11 Âdet Reşat altını al­mak faizli işlem olur. Allah'ın Elçisi, “Faiz sadece borçta olur[2]” dediğine göre, bununla faizli borç ara­sında ilgi kurunca yasağın önemi ortaya çıkar.

Faizcinin asıl isteği, verdiği 10 altına karşılık 11 altın alacaklı duruma gelmek­tir. Bu işlemi meşru yoldan yapabilirse onu borca çevirmek zor olmaz. Meselâ önce 11 altın ödünç verir, bunun için gerekli teminatları alır, sonra bir başka 10 altına karşılık borçludaki 11 altını satın alır. Bu iki işlem sonunda o, 10 altın vermiş, 11 altın ala­caklı duruma geçmiş olur. İstenmeyen bir durumun doğma­ması için bu işlem ya evrak üzerinde yapılır, ya da faizcinin güvendiği bir kişi, borçluya vekil olup işlemleri yü­rütürdü. Bunun kurumları da olu­şurdu. Ama bu malların kendi cinsleriyle değiştirilmesi hâlinde bedel­lerin eşit miktarlarda olması şartı bu kapıyı kapamıştır.

Nitekim eskiden, ödünç işlemlerinde ala­caklıya yasal bir menfaat sağlamak için muamele-i şer'iyye adı verilen göstermelik bir satış yapılırdı. Meselâ ödünç alacak taraf bir malını, ödünç verecek kişi­nin önüne koyar ve "Bunu sana 10 altına sattım." der, o da onu satın ve teslim alır ve parayı öderdi. Sonra ona; "Bu malı, bedelini bir yıl sonra ödemem şartıyla bana 11 altına sat." der, o da satardı. Böylece o, alım satım görüntüsü altında, 10 altına karşılık bir yıl vadeli 11 altın borçlanmış olurdu. Bunun birçok usulü vardı.

Osmanlı döneminde kurulan bankalardan Emniyet Sandı­ğı'ndaki bir cep saati; kredi alanların öde­yecekleri fa­izi yasallaştırmak için her gün defalarca satılır, sandığa hibe edilirdi[3]. Eğer yukarıdaki yasak ol­masaydı bu defa cep saati yerine bankada bir görevli bulundurulur, bu görevli kredi alacak kişi adına daha önce belirtilen işlemleri ta­mamlar onu 11 altın borçlandırır, sonra ona 10 altın verirdi.



[1] Müslim, Müsâkât 82.

[2] Müslim, Müsâkât, 102; Nesâî, Büyu, 50.

 [3] Bu bilgi, eski İstanbul Müftüsü Selahattin Kaya’dan alınmıştır.

Sonraki sayfa»»

 
  Bugün 35 ziyaretçi bizimle...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=